Ücretli Regl İzni Uygulaması Bir İşyeri Tabusunu Alt Ediyor

Hindistan merkezli global yemek dağıtım şirketlerinden Zomato, aldığı yeni kararla övgü topladı. Zomato’nun CEO’su regl iznini almanın “utanç verici ya da ayıp”  olmadığını söyledi.

Geneva Abdul’un 11 Ağustos 2020’de New York Times’da yayınlanan makalesi. Çeviri: İlayda Özırmak

Regl sebebiyle yaşadığımız karın ağrıları ve kramplar sebebiyle ayda kaç gün işe gidemediniz ya da izin istediniz?

Hindistan’ın en büyük yemek dağıtım şirketlerinden biri olan Zomato, yeni ücretli regl izin uygulamasını duyurmadan önce yüzde 35’i kadın olan 4 bin çalışanına bu soruyu sordu. Global şirketler arasında yaygın olmayan bu uygulama, trans çalışanlar da dahil olmak üzere tüm çalışanlara yıllık 10 gün regl izin hakkı veriyor.

UNICEF’e göre genç kadınların yüzde 71’inin ilk regl dönemine kadar menstrüasyonu bilmediği Hindistan’da, bu uygulama, çok eski bir tabuyla mücadele etmek için cesur bir adım olarak değerlendiriliyor.

Şirketin kurucusu ve CEO’su Deepinder Goyal çalışanlarına yaptığı açıklamada, “Regl izni istemeye herhangi bir utanç veya stigma olmamalı. Şirketteki çalışma gruplarında ya da maillerde o gün için regl izninde olduğunuzu söylerken rahat olmalısınız,” dedi.

“Bu hayatın bir parçası,” diye ekledi.

Zomato’nun regl izni dünya çapında manşetlere taşındı, ve sosyal medya kullanıcıları ile kadın hakları savunucularının takdirini topladı.

Bağımsız gazeteci, köşe yazarı ve aynı zamanda şirketlerin toplumsal cinsiyet kapsayıcılığına ulaşmalarına yardımcı olmayı amaçlayan Hindistan temelli Ungender Legal Advisory’nin iletişim direktörü Rituparna Chatterjee, “Bu gerçekten zamanı çoktan gelmiş, yenilikçi bir hareket,” dedi.

“Acı çekerken dinlenebilmemiz için, daha önceden sahip olmadığımız bir seçenek sunuyor. Şimdi en azından Zomato çalışanları buna sahip.”

Onlarca yıldır menstrüasyon, toplumsal cinsiyet eşitliğinin önünde bir bariyer oluşturuyor. Aylık menstrüasyon döngüsü, genellikle 45 ile 55 yaş arasında görülen menopoza kadar her döngüde devam eden çeşitli ağrılı semptomlara sebep olabiliyor.

Menstrüasyon döngüsü semptomları, pelvik ağrı ve bel ağrısı, baş ağrısı, yorgunluk ve hormon seviyelerindeki dalgalanmanın sebep olduğu ruh hali değişimlerini kapsayabilir.  Dismenore olarak da adlandırılan adet dönemi sancıları dünya çapında yaygındır. Okul ve işyeri performansını sıklıkla etkiler ve yaş aldıkça daha da kötüleşebilir. 2012 yılında yapılan bir araştırmaya göre sancılı adet görme, kadınların günlük aktivitelerinin yüzde 20’sini olumsuz bir şekilde etkiliyor.

Dünyanın bazı yerlerinde kadınlar ayrımcılığa maruz kalıyor, işyerinde sessizce adet sancısı çekmeye ya da evde kalarak maaşlarının bir bölümünü kaybetmeye zorlanıyorlar. Nepal’de genç kızlar, adet dönemlerinde kirli, hatta zehirli oldukları düşünülerek bu dönem boyunca “adet kulübelerine” sürgün ediliyorlar. Bu uygulamanın ölümcül sonuçları da oldu: 2017 yılında Batı Nepal’de bir genç kız, zehirli bir yılan tarafından ısırıldı ve öldü.

Yazar Rose George, “The Taboo of Menstruation” isimli makalesinde, Hindistan’da menstrüasyonun bir tabu olarak görülmesinin ciddi zararlara sebep olduğundan bahsediyor. Kadınların ayrımcılık ve batıl inançlarla yüzleşmek zorunda kalması, hijyen ürünlerinin erişilmez oluşu ya da alım güçlerini aşması, ve güvenli ve temiz tuvalet olanaklarına erişim, menstrüel hijyenin sağlanması konusunda engel teşkil ediyor. 

Pek çok ülke, örneğin “tampon vergisi” ile mücadele gibi, adet dönemiyle ilgili sorunları ele almak için adımlar attı. İskoç Parlamentosu bu yıl hijyenik pedleri ve tamponları ücretsiz hale getiren geniş kapsamlı bir yasa tasarısını kabul etti. Ancak Zomato’nun bu yeni politikası, çağdışı kalmış işyeri uygulamalarının kaldırılması için atılmış en son adımlardan biri oldu. Örneğin Japonya’da model, aktris ve dönemsel çalışan Yumi Ishikawa, kadınları işyerinde topuklu ayakkabı giymeye zorlayan kıyafet kurallarının kaldırılması için 18 bin imza topladı.

Zomato regl iznini başlatan ilk Hint şirketi değil. 1992’den beri Bihar Eyaleti’ nde devlet çalışanları adet dönemi için fazladan 2 gün mazeret iznine sahip. Hindistan’da beş şehirde ofisleri bulunan dijital medya şirketi Culture Machine, 2017 yılında tatil ve hastalık günlerinden bağımsız olarak bir regl izni uygulaması başlattı. Ayrıca Endonezya, Japonya, Güney Kore, Tayvan ve Zambiya’da da regl izni uygulamaları var.

Bazı savunucular bu gibi uygulamaların yaygınlaştırılması gerektiğini söylerken, diğerleri ek izin günlerinin kadınların işyerindeki ilerlemesini aksatacağını, bu durum daha düşük maaşları veya kadınlara yönelik işe alma önyargılarını haklı çıkarmak için kullanılabileceğini iddia ediyor.

Fakat 12 yıl içinde dünyadaki en büyük gıda şirketlerinden biri haline gelen gıda tedarikçisi  Zomato, bu yıl Hindistan’da Uber’in yemek dağıtım firmasını satın alıyor, ve 24 ülkede ve 10 binden fazla şehirde varlığını sürdürerek büyümeye devam ediyor.

Zomato’nun yaptığı açıklamada, şirket çalışanlarının regl izni almak için insan kaynakları portalı üzerinden başvuru yapabileceği ve bu izni alan çalışanlara yönelik olası tacizlerle mücadele etmek için bir cinsel taciz ekibi kurulacağı belirtildi.

Zomato’nun CEO’su Deepinder Goyal açıklamasında, “Bizim görevimiz, işimizin kalitesini ve yarattığımız etkiyi düşürmeden, biyolojik ihtiyaçlarımıza için alan yaratılmasını garantilemek,” dedi.

Rituparna Chatterjee, Zomato’nun ücretli regl iznini ayrı bir kategoride tutmasının önemli olduğunu, bunun birkaç günlük ek mazeret izninden ayrı tutulduğunu ve bu durumun ülke çapında istenen bir tartışma başlatabileceğini söyledi.

Chatterjee, “Sosyal güvenceleri olmadan ev hizmetlerinde çalışıp adet gören çok sayıda insan var ve işverenleri adet döneminde onlara izin vermiyor,” dedi ve ekledi: “Bunun normalleşmesi için bu tür tartışmaların başlatılması gerek.”

 


konusmamizgerek.org
Instagram:  @weneedtotalk17
Facebook:   @weneedtotalkinitative
Hakkımızda en son çıkan: https://vogue.com.tr/metropol/konusmamiz-gerek

REGLİ KONUŞMAK

Regl olduğun ilk günü hatırlıyor musun? Ya da ilk regl deneyimini sen yanındayken yaşamış birini? Çoğu hikaye bir şaşkınlıkla başlıyor ve “kan olduğunu gördüm ve X’e söyledim” diye devam ediyor. Yani regl olan biri daha ilk anda bunu başka bir insanla paylaşıyor, konuşuyor. 

Elbette, konuşurken kendimizi güvende hissettiğimiz birileriye paylaşıyoruz. Zaman geçtikçe ve regl olma deneyimlerimiz arttıkça bu paylaşımlar “Off, bugün çok karnım ağrıyor!”, “Canım tatlı istiyor” veya “Hayır, bir şey olmaz! Yine de bugünkü koşumu yapabilirim” gibi duygu ve his paylaşımlarına dönüşüyor. Yani, paylaşımların içeriği değişse de regl olan bireyler olarak bir şekilde regl olduğumuzda yaşadıklarımızı konuşmak istiyoruz. Çünkü konuşmak iyi geliyor, konuşmak rahatlatıyor. 

Peki ülkemizde hala bu deneyimlerini paylaşamayan, regl olduğunu anlamayan, bu deneyimi korku, yabancılaşma, ve travmayla yaşayan, hislerini, merakını, endişesini paylaşabileceği kimse olmayan çok sayıda çocuk ve birey olduğunu biliyor musunuz? Bir başka deyişle, eşitsizlikler ve ayrıcalıklar regl olurken bile etkisini gösteriyor. Konuşamamanın, açık ve doğru bilgiye erişememenin yanı sıra hijyenik ped ürünlerinin yüksek fiyatları, bu ürünlere ihtiyaç duyan bireylerin erişimini zorlaştırıyor. 

Durum bu olunca, biz iki doktora öğrencisi olarak “Konuşmamız Gerek!” demeye karar verdik. Konuşmamız Gerek ekibi olarak bugüne kadar 7 farklı saha çalışması gerçekleştirdik ve toplamda 5600 kız çocuğu ve kadına ulaştık. 

Sponsorlarımız ve destekçilerimiz sayesinde gittiğimiz köy okulları ve tarlalarda kız çocukları, mevsimlik tarım işçisi ve mülteci kadınlara, onlara bir hasat mevsimi veya bir eğitim sömestri boyunca yetebilecek miktarda hijyenik ped temin ettik. Bunun yanı sıra gönüllü doktorlar aracılığıyla ergenlik, regl olmak, kişisel hijyen gibi konularda eğitici içerikler hazırladık. Regl olmanın hem psikolojik, hem de fizyolojik etkilerini paylaşarak regl olmak hakkında rahat konuşabilecekleri güvenli bir alan oluşturduk. Tüm bunların bizlere sunduğu deneyim ve öğretilerin yanı sıra hedefimiz Türkiye’de kırsal kesimde yaşayan, sosyo-ekonomik bakımdan dezavantajlı durumdaki kadınların hijyenik malzemelere erişimini sağlamak ve regl hakkında açıkça konuşarak bu konudaki tabu kültürünü yıkmak. 

Elbette bu tabu kültürünün yıkılmasında en büyük destekçilerimiz sizlersiniz. Etrafınızda bu güvenli alanı sunabileceğiniz, hislerine ve deneyimine ortak olabileceğiniz, regl olan veya regl olan bir kişiye bakım veren bireylerle konuşuyor olmanız çok önemli. Biz markette, eczanede, iş yerinde, okulda ve hatta evde ne kadar çok konuşursak bu kültürü o kadar kolay değiştirebiliriz. Bunu konuşmanın her zaman çok da kolay olmadığını biliyoruz. Ama Konuşmamız Gerek ekibi olarak tam da bunun için, konuşmayı bir nebze kolaylaştırabilmek için heyecan verici projeler geliştiriyoruz. 

Eğer siz de “Konuşmamız Gerek”’tiğine inanıyorsanız, lütfen bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edin ve bu harekete ortak olun. 

Sağlık ve mutlulukla,

Konuşarak.

Konuşmamız Gerek ekibi adına,

Bahar Aldanmaz & İlayda Eskitaşçıoğlu


konusmamizgerek.org
Instagram:  @weneedtotalk17
Facebook:   @weneedtotalkinitative
Hakkımızda en son çıkan: https://vogue.com.tr/metropol/konusmamiz-gerek
Menstrüasyon hakkında bilimsel ve gerçek bilgilerin aktarılması gerekiyor.

Regl Dönemi ve Pandemi Hakkında Bilmeniz Gereken 9 Şey

Salgın, insanların adet görme deneyimlerini de etkiliyor.

Menstrüasyon, dünya çapında yanlış anlaşılan ve tabulaştırılan bir konudur. COVID-19 salgını altında bu durumun ve birey üzerindeki etkilerinin kötüleşmesi oldukça muhtemeldir. Aşağıda, regl dönemi ve salgın hakkında bilmeniz gereken dokuz şey ve dünyanın bu konuda yapılması gerekenler paylaşılmıştır.

1.Menstrüasyon hastalık veya COVID-19 belirtisi değildir.

Menstrüasyon dönemi, bir hastalık belirtisi değil tam tersine sağlıklı ve normal bir dönemdir. Fakat menstrüasyon ve COVID-19 hakkında bazı söylentiler yayılmaktadır. Örneğin Çin’de insanlar menstrüasyonun kişinin koronavirüsüne yakalanma riskini arttırdığını duyduğunu bildirdiler. Tanzanya’da söylentiler, menstrüasyonun COVID-19’un bir belirtisi olduğunu veya menstrüasyon döneminde olan kişilerin hastalığı yayma olasılığının daha yüksek olduğunu düşünüyor. Menstrüasyon konusundaki yanlış anlaşılmaları ve tabuları güçlendiren bu mitlerin tıbbi bir temeli bulunmamaktadır.

Ancak pandeminin, insanların regl dönemlerini nasıl geçirdikleri üzerine önemli bir etkisi var. Salgın sonucunda ortaya çıkan hareket kısıtlamaları ve sağlık tesislerinin pandemi özelinde hizmet vermesi, endometriozis veya migren gibi menstrüasyonla ilgili bozuklukların tedavisi de dahil olmak üzere cinsel ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimi kısıtlamaktadır. Pandeminin ekonomiye etkileri menstrüasyon malzemelerine erişimi kısıtlıyor, artan stres menstrüasyon döngüsünü etkileyor ve premenstrüel sendromun (PMS) belirtilerini arttırıyor.

2.Menstrüasyon ürünleri temel hijyen ürünlerindendir.

Menstrüel ürünlere erişim COVID-19’dan etkilenmiştir.

Stok ve tedarik zinciri kesintileri, toplulukların hijyenik pedlere, tamponlara ve diğer adet malzemelerine erişimlerini kaybedebileceği anlamına gelir. Bu temel öğelerin her daim ulaşılabilir olmasını sağlamalıdır.

Hijyenik pedler, Çin’in karantina uygulaması sırasında başlangıçta temel malzemeler olarak listelenmediğinden tedarikçiler nakliye sorunlarıyla karşı karşıya kaldı ve karar alıcıların harekete geçmesini istedi. Hindistan’da hijyenik pedler, üretim ve tedarik önündeki engelleri kaldırmak için temel hijyen ürünleri olarak listelenmiştir. Amerika Birleşik Devletleri regl malzemelerini tıbbi ürünler kategorisine almak için harekete geçti.

Bu ürünler özelinde farklı uygulamaların olmaması gerekiyor. Bu ürünler- pedler, tamponlar, adet bardakları, yeniden kullanılabilir peçeteler, ağrı kesici ilaçlar ve sabun- regl olan herkesin sağlığı,onuru ve refahı için bir önceliktir.

Karar alıcılar, pandemi döneminde özellikle sağlık çalışanları gibi menstrüel ürünlere erişimde artan zorluklar yaşayan belirli gruplara da destek olmalıdır.

3.Sağlık çalışanlarının menstrüel ürünlere sürdürülebilir bir şekilde erişimi sağlanmalıdır.

Dünya genelinde, sağlık çalışanlarının yüzde 70’e yakını kadınlardan oluşmakta. Pandemi koşullarında uzayan çalışma saatlerinde stres altında çalışmaktalar. Sağlık çalışanları karşılanmayan menstrüel ürün ihtiyaçlarına dikkat çekerek bu eksikliğin pandemiyle mücadelelerini etkilediğinden bahsettiler.

Sağlık personelleri hijyenik ürünlerin yanında aynı zamanda kişisel hijyenlerini rahatlıkla sağlamaları için gerekli olan zamana, olanaklara ve kaynaklara da ihtiyaç duyuyorlar. Bu durum kişisel koruyucu tulumlar içinde pandemiyle ön saflarda mücadele eden personel için geçerli.

Yakın tarihli UNICEF kılavuzuna göre, bu tulumların giyilmesi ve çıkarılması zaman aldığından menstrüel ürünlerin hızlı bir şekilde değiştirilmesi zorlaşıyor. Bu da kadınların bu ürünleri değiştirmeden uzun süre kullanmalarına, çeşitli haplarla adet kanamasını bastırmalarına veya iş günlerini kaçırmalarına neden oluyor.

UNFPA ve UNICEF bu ihtiyaçlara dünya genelindeki sağlık çalışanlarına menstrüel ürün dağıtımı yaparak yanıt veriyor.

4.Hastane ve karantina merkezleri menstrüel ürünleri sağlamalıdır.

Hastane ve karantina merkezlerinde kalan insanlar genellikle gerekli hijyen ürünlerini sağlayamazlar. Tesis yöneticileri bu nedenle gerekli malzemelerin mevcut olmasını sağlamalı ve personel bu ihtiyaçları hassas bir şekilde karşılayacak şekilde eğitilmelidir.

Karantina merkezindeki bir kadın, her kadın adet dönemini farklı yaşadığından kendisine sağlanandan daha fazla hijyenik pede ihtiyaç duyduğunu belirtti.

UNFPA ve UNICEF,UN Women gibi partnerlerle birlikte Yemen, El Salvador ve diğer yerlerdeki karantina tesislerine sabun ve ped gibi hijyen ürünleri sağlıyor.

5. Savunmasız kesimler menstrüel ürünlere ulaşmada daha dezavantajlı.

Kırılgan gruplar menstrüel ürünlere ulaşmada daha dezavantajlı.

Adet malzemelerine ve sağlık hizmetlerine erişimde zaten engellerle karşılaşan insanlar bu zorlukların arttığını söylüyorlar.

 Mağazaların kapatılması,toplu   taşımanın kısıtlanması, artan maliyetler ve ekonomik belirsizlik, yoksulluk içinde olanların menstrüel hijyen ürünlerine ulaşımını daha da zorlaştırıyor. Bazı yerlerde, insanların adet kanını emmek için çorap kullanmaya başvurduklarını belirten raporları vardır.

Koşullar engelli bireyler, cezaevlerindekiler, mülteciler ve göçmenler, sığınma evi sakinleri ve transseksüel erkekler için daha da zor;  Kerkük’te gözaltında tutulan bir kadın UNFPA’ya “Burada olmak bizi unutulmuş hissettiriyor… ama kişisel ihtiyaçlarımız da önemli” dedi.

Venezuela ve Kolombiya sınırında çalışan UNFPA insani yardım uzmanı Dildar Salamanca, göçmenlerin ihtiyaç duydukları temel hijyen malzemelerine sahip olmadıklarında ne olabileceğini hatırlıyor: “Bir keresinde… regl olan bir kıza tanık oldum. Plastik bir torbanın üstünde oturuyor ve yerinden kalkamıyordu çünkü kullanabileceği bir hijyenik pedi yoktu. Bu koşullar, kadınların yiyecek ve suya erişimi kişisel bakım ürünlerinin önüne aldıkları COVID-19 kaynaklı sosyal izolasyon nedeniyle daha da kötüleşti. ”

UNFPA, kadın sığınma evlerinde ve gözaltı merkezlerinde bulunan kişilere menstrüasyon kitleri sağlıyor. Mümkünse bu kitlere, COVID-19’un önlenmesi ile ilgili mesajlar ve artan izolasyon üzerinde sıkıntı yaşayan insanlar için psikososyal destek gibi ek hizmetler de ekleniyor. UNICEF ayrıca, özel ıslah kurumlarında, sağlık merkezlerinde ve özel bakım evlerinde çocuklara temiz su ve temizlik ürünleri ve menstrüel ürünleri tedarik etmektedir.

6.Covid-19 regl olan bireylerin temel haklarını ve sağlıklarını tehdit etmektedir.

Cinsiyet eşitsizliği, aşırı yoksulluk, insani krizler ve zararlı gelenekler regl dönemini kısıtlama ve utanç dolu bir zamana dönüştürebilir. Bu hassasiyet cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimin azaldığı pandemi ortamında artabilir.

Pandemi aynı zamanda bu tabuları yıkma ve kişisel hakları koruma çalışmalarını da engelledi. Geçen sene Menstrüel Hijyen Günü’nde 74 farklı ülkede 726’ya yakın etkinlik düzenlendi. Salgın nedeniyle bu sene böyle etkinlikler mümkün değildir.

7. COVID-19’un önlenmesi sağlıklı regl dönemi ve hijyenle mümkündür.

Temiz su, sağlık önlemleri ve hijyen hizmetleri hem menstrüel hijyen hem de COVID-19’un önlenmesi için gereklidir. Ancak, bu hizmetleri sağlama çabaları zayıflamaktadır.

Topluluklar azalan sabun, dezenfektan ve diğer temizleyici stoklarıyla karşı karşıyadır. UNICEF, acil durum ortamlarındaki su ve sağlık hizmetlerinin bakım personeli ve kaynaklarındaki sıkıntılardan etkilenebileceğini belirtti. Tüm bunların hem COVID-19’un önlenmesi hem de regl olan bireylerin sağlığı ve hakları üzerinde olumsuz bir etkisi olacaktır.

8. Menstrüasyon sağlığı ve hijyeni ile ilgili bilgiler pandemi nedeniyle aktarılamıyor.

Menstrüasyon hakkında bilimsel ve gerçek bilgilerin aktarılması gerekiyor.

Okul ve sağlık hizmetlerindeki aksaklıklar menstrüasyon sağlığı ve hijyeni hakkında temel bilgileri daha az erişilebilir kılmaktadır. Buna ek olarak, daha düşük internet erişimi ve okuryazarlık oranları nedeniyle, kadınların ve kızların yedek bilgi kaynaklarına sahip olma olasılığı daha düşüktür.

İnsanları regl konusunda bilinçlendirmek için yeni ve yaratıcı yollara eskisinden daha çok ihtiyacımız var.

UNICEF ve UNFPA regl hakkındaki yanlış bilgileri düzeltmek, kamu hizmeti ve eğitsel mesajlar yoluyla menstrüasyon hakkında olumlu, gerçek mesajlar yaymak için çalışıyor. Örneğin, UNFPA, ebeveynlerin çocuklarına doğru bilgi sağlamasına yardımcı olmaktan, insanlara kendi yeniden kullanılabilir adet ürünlerini yapmayı öğretmeye kadar, adet sağlığı hakkında farkındalığı artırmak için kamu hizmeti videoları ve mesajları oluşturmuştur. Ve UNICEF kadınlar ve kız çocukları için hem menstrüasyon hem de COVID-19 hakkında bilgi alabilecekleri “Oky Period Tracker” isimli bir uygulama tasarladı.

Ancak hem insanları eğitmek hem de regl konusundaki tabuları yıkıp ve utancı sona erdirmek için daha fazla çaba gerekiyor.

9. Zararlı regl tabuları pandemi sırasında kırılganlığı artırmaktadır.

Menstrüel tabular ve gelenekler, normal koşullarda bile dışlanmaya ve kırılganlığa neden olur. Pandemi altında bu durum daha da kötüleşebilir: Adet gören kişinin adet dönemi bitene kadar adet kulübelerine, ahırlara veya akrabalarının evlerine gitmesi gibi uygulamalar, sosyal mesafe kurallarının uygulanmasını engelleyebilir. Diğer gelenekler regl olan yapan kişilerin cinsel organlarını yıkamasına veya cinsel organlarına dokunmasına izin vermez, menstrüasyonun su kaynaklarını veya tuvaletleri kirlettiğini iddia eder.

Neyse ki, en azından bazı durumlarda, COVID-19’u önleme çabaları bu geleneklere göre öncelik kazanmaktadır. Batı Nepal’deki birkaç kadın aktivist, UNFPA’ya regl olan kadınların ve kızların artık adet kulübelerine veya inek ahırlarına gitmek yerine evlerinin ayrı odalarında kalabildiklerini söyledi.

Ancak, tüm insanların menstrüasyon süreci dahil olmak üzere COVID-19 tedbirlerine uymasını sağlamak için daha fazla çaba gösterilmesi gerekmektedir.

*Bu makale, regl olan bireylerin sağlığını ve haklarını koruma çabasında lider kuruluşlar olan UNFPA ve UNICEF ortak bir işbirliği ile hazırlanmıştır. Makalenin orijinal haline aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

https://www.unfpa.org/news/nine-things-you-need-know-about-periods-and-pandemic