döngüü

Pandemide Menstrüasyona Dair Bilmemiz Gereken 9 Şey

Covid-19 adet sağlığı ve hijyeni üzerinde küresel bir etkiye sahip.

UNICEF & UNFPA’in websitelerinde ortaklaşa yayınladığı makaleyi, gönüllümüz Gizem Tunaboylu ve Aybüke Özlü çevirdi.

Sokağa çıkma kısıtlamaları, kapatılan sınırlar, kepenk indiren işyerleri- koronovirüs salgınının birçok insan için geniş kapsamlı öngörülemeyen sonuçları var. Bu sonuçlardan adet görenler de etkileniyor.

İşte UNICEF ve UNFPA’dan pandemide menstrüasyon ile ilgili 9 gerçek:

  1. Adet görmek (menstrüasyon) Covid-19 belirtisi değildir.

Adet görmek sağlıklı ve normaldir. Bir hastalık belirtisi değildir.

Ancak menstrüasyon ve Covid-19 ile ilgili dünya çapında dolaşan birçok söylenti var; menstrüasyonun Covid-19’un bir belirtisi olduğu veya menstrüasyon dönemindeki insanların başkalarını enfekte etme olasılığının daha yüksek olduğu gibi.

Bu tür söylentilerin tıbbi bir dayanğı yoktur, ancak regl olma kavramıyla ilgili tabu kültürünü arttırabilir.

  1. Regl (menstrüel) ürünleri temel ihtiyaçlardır.

Ekonomik sorunlar kadınlar ve kız çocuklarının temel hijyen ürünlerine erişimlerini kaybetmelerine neden olabilir. Bu ürünler arasında hijyenik pedler, tamponlar, adet kapları, yeniden kullanılabilir bezler, ağrı kesici ilaçlar ve sabun bulunur.

Karar alıcılar bu ürünleri temel ihtiyaç ilan etmeli ve erişilebilirliklerini güvenceye almalıdır. Menstrüasyon ile ilgili ürünler temel ihtiyaç olarak kabul edildiğinde, bu açık bir mesaj vermektedir: Temel hijyen ürünleri adet gören herkesin sağlığı, refahı, ve öz saygınlığı için bir önceliktir.

  1. Sağlık tesislerindeki bireyler menstrüel hijyen ürünlerine kolayca erişemiyor.

Hastane ve karantinadaki hastalar için menstrüel hijyen ürünlerini temin etmek zordur. Hastane ve sağlık kurumu yöneticileri gerekli malzemeleri temin ederek bu erişim kaybını gidermelidir. Ayrıca personelin bu ihtiyaçları hassas bir şekilde karşılaması için eğitilmesi gereklidir.

  1. Sağlık çalışanları da herkes gibi menstrüel ürünlere ihtiyaç duyar.

Sağlık çalışanlarının yaklaşık %70’ini kadınlar oluşturuyor. Salgınla mücadele etmek için yoğun baskı altında uzun saatler çalışıyorlar. Sadece menstrual hijyen ürünlerine erişime değil aynı zamanda menstrüel sağlıkları için yeterli zamana ve imkana da ihtiyaçları var.

Bu özellikle ön saflarda çalışan ve kişisel koruyucu ekipman kullanan sağlık çalışanları için geçerlidir. Kişisel koruyucu ekipmanın giyilmesi ve çıkarılması mentsrual hijyen malzemelerinin hızlı bir şekilde değiştirilmesine engel olur. Koruyucu giysiler içinde kanamalarının sürmesine, kadınların menstrüasyonu oral konraseptif haplar kullanarak baskılamalarına veya iş günlerini kaçırmalarına neden olur.

  1. Yoksulluk menstrual hijyen malzemelerine ve sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştırıyor.

Fakirlik içinde yaşayan insanlar menstrüel hijyen ürünlerine ve ilgili sağlık hizmetlerine erişmekte zaten engellerle karşılaşıyordu. Toplu taşıma ve mağazaların kapatılması, düşen gelir, artan fiyatlar, artan ekonomik belirsizle birlikte artık daha da büyük zorluklarla karşılaşıyorlar. Kadınların kişisel hijyen ürünleri yerine yiyecek ve suya öncelik vermeye mecbur kaldıklarına dair raporlar bile mevcut.

Pandemi sırasında aşırı yoksulluk ve kriz ortamında yaşayan insanların savunmasızlığı artarken; cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine ve bu konuda bilgiye erişim azalmaktadır.

  1. Covid-19 adet gören savunmasız kişilerin haklarını ve sağlığını tehdit ediyor.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, aşırı yoksulluk, insani krizler ve zararlı gelenekler; menstrüasyon dönemini yoksulluk, utanç ve stigma dönemine çevirebilir. Bu hassasiyetler pandemi döneminde daha da artmaktadır çünkü cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine ve bu konudaki bilgiye erişim pandemi döneminde azalmaktadır.

Kötüleşen koşullar engelli bireyler, mahpuslar, mülteci ve göçmen kadınlar ve sığınmaevi sakinleri için aynı derecede endişe vericidir; bu kişiler karantinada kıtlıklar yaşayabilir ve karantina dönemlerinde mahremiyetleri azalabilir.

  1. Covid-19’u önlemek ve menstrüel hijyeni sağlamak yakından ilişkilidir.

Kamplarda, gayriresmi yerleşim alanlarında ve ekonomik bakımdan dezavantajlı çevrelerde yaşayan insanlara su, hijyen ve sağlık hizmetlerinin sağlanması pandemiyle daha iyi mücadele edilmesine katkıda bulunur. Bu hizmetler artık çok daha önem teşkil ederken, bir yandan da her zamankinden çok tehdit altındadır.

Bu kırılgan gruplar sabun ve temizlik ürünleri kıtlığı ve bakım personelinin azlığı sorunları ile karşı karşıyadır. Bütün bunlar hem Covid-19 ile mücadeleyi hem de adet gören kişilerin sağlığını ve haklarını olumsuz yönde etkileyecektir.

  1. Pandemiyle birlikte regl sağlığı ve hijyeni hakkında bilgi edinmek zorlaştı.

Eğitim ve sağlık hizmetleri kesintiye uğradıkça menstrüel sağlık ve hijyen ile ilgili bilgi akışı da kesintiye uğruyor. İnsanları menstrüasyon hakkında eğitmek içim yeni ve yaratıcı yollar bulmalıyız – hem farkındalığı artırmak hem de utanç kültürünü bitirmek için menstrüasyon hakkındaki yanlış bilgileri ortandan kaldırmalı ve açık, anlaşılır, doğru bilgileri yaymalıyız.

  1. Menstrüasyon hakkındaki zararlı gelenekler insanları pandemiye karşı savunmasız bırakır.

Bazı geleneksel yaklaşımlar, adet gören kişinin “menstrüasyon kulübelerine” veya bir akrabanın evine gönderilmesi gerektiğini iddia eder; bu adet gören kişinin sosyal mesafeyi korumasına engel olabilir. Diğer zararlı gelenekler, insanların menstrüasyon sırasında cinsel organını yıkamasını veya cinsel organına dokunmasını yasaklar. Bazıları adet gören kişilerin su kaynaklarını veya tuvaletleri kirletebileceğini söyler.

Normal koşullarda bile menstrüasyonla alakalı tabular ve gelenekler dışlanmaya ve savunmasızlığa yol açıyor. Pandemide bu gelenekler insanların kendilerini Covid-19’a karşı koruma kapasitelerini etkileyebilir ve durumu daha da kötüleştirebilir.

 

Ekran Resmi 2020-08-29 18.27.28

Ücretli Regl İzni Uygulaması Bir İşyeri Tabusunu Alt Ediyor

Hindistan merkezli global yemek dağıtım şirketlerinden Zomato, aldığı yeni kararla övgü topladı. Zomato’nun CEO’su regl iznini almanın “utanç verici ya da ayıp”  olmadığını söyledi.

Geneva Abdul’un 11 Ağustos 2020’de New York Times’da yayınlanan makalesi. Çeviri: İlayda Özırmak

Regl sebebiyle yaşadığımız karın ağrıları ve kramplar sebebiyle ayda kaç gün işe gidemediniz ya da izin istediniz?

Hindistan’ın en büyük yemek dağıtım şirketlerinden biri olan Zomato, yeni ücretli regl izin uygulamasını duyurmadan önce yüzde 35’i kadın olan 4 bin çalışanına bu soruyu sordu. Global şirketler arasında yaygın olmayan bu uygulama, trans çalışanlar da dahil olmak üzere tüm çalışanlara yıllık 10 gün regl izin hakkı veriyor.

UNICEF’e göre genç kadınların yüzde 71’inin ilk regl dönemine kadar menstrüasyonu bilmediği Hindistan’da, bu uygulama, çok eski bir tabuyla mücadele etmek için cesur bir adım olarak değerlendiriliyor.

Şirketin kurucusu ve CEO’su Deepinder Goyal çalışanlarına yaptığı açıklamada, “Regl izni istemeye herhangi bir utanç veya stigma olmamalı. Şirketteki çalışma gruplarında ya da maillerde o gün için regl izninde olduğunuzu söylerken rahat olmalısınız,” dedi.

“Bu hayatın bir parçası,” diye ekledi.

Zomato’nun regl izni dünya çapında manşetlere taşındı, ve sosyal medya kullanıcıları ile kadın hakları savunucularının takdirini topladı.

Bağımsız gazeteci, köşe yazarı ve aynı zamanda şirketlerin toplumsal cinsiyet kapsayıcılığına ulaşmalarına yardımcı olmayı amaçlayan Hindistan temelli Ungender Legal Advisory’nin iletişim direktörü Rituparna Chatterjee, “Bu gerçekten zamanı çoktan gelmiş, yenilikçi bir hareket,” dedi.

“Acı çekerken dinlenebilmemiz için, daha önceden sahip olmadığımız bir seçenek sunuyor. Şimdi en azından Zomato çalışanları buna sahip.”

Onlarca yıldır menstrüasyon, toplumsal cinsiyet eşitliğinin önünde bir bariyer oluşturuyor. Aylık menstrüasyon döngüsü, genellikle 45 ile 55 yaş arasında görülen menopoza kadar her döngüde devam eden çeşitli ağrılı semptomlara sebep olabiliyor.

Menstrüasyon döngüsü semptomları, pelvik ağrı ve bel ağrısı, baş ağrısı, yorgunluk ve hormon seviyelerindeki dalgalanmanın sebep olduğu ruh hali değişimlerini kapsayabilir.  Dismenore olarak da adlandırılan adet dönemi sancıları dünya çapında yaygındır. Okul ve işyeri performansını sıklıkla etkiler ve yaş aldıkça daha da kötüleşebilir. 2012 yılında yapılan bir araştırmaya göre sancılı adet görme, kadınların günlük aktivitelerinin yüzde 20’sini olumsuz bir şekilde etkiliyor.

Dünyanın bazı yerlerinde kadınlar ayrımcılığa maruz kalıyor, işyerinde sessizce adet sancısı çekmeye ya da evde kalarak maaşlarının bir bölümünü kaybetmeye zorlanıyorlar. Nepal’de genç kızlar, adet dönemlerinde kirli, hatta zehirli oldukları düşünülerek bu dönem boyunca “adet kulübelerine” sürgün ediliyorlar. Bu uygulamanın ölümcül sonuçları da oldu: 2017 yılında Batı Nepal’de bir genç kız, zehirli bir yılan tarafından ısırıldı ve öldü.

Yazar Rose George, “The Taboo of Menstruation” isimli makalesinde, Hindistan’da menstrüasyonun bir tabu olarak görülmesinin ciddi zararlara sebep olduğundan bahsediyor. Kadınların ayrımcılık ve batıl inançlarla yüzleşmek zorunda kalması, hijyen ürünlerinin erişilmez oluşu ya da alım güçlerini aşması, ve güvenli ve temiz tuvalet olanaklarına erişim, menstrüel hijyenin sağlanması konusunda engel teşkil ediyor. 

Pek çok ülke, örneğin “tampon vergisi” ile mücadele gibi, adet dönemiyle ilgili sorunları ele almak için adımlar attı. İskoç Parlamentosu bu yıl hijyenik pedleri ve tamponları ücretsiz hale getiren geniş kapsamlı bir yasa tasarısını kabul etti. Ancak Zomato’nun bu yeni politikası, çağdışı kalmış işyeri uygulamalarının kaldırılması için atılmış en son adımlardan biri oldu. Örneğin Japonya’da model, aktris ve dönemsel çalışan Yumi Ishikawa, kadınları işyerinde topuklu ayakkabı giymeye zorlayan kıyafet kurallarının kaldırılması için 18 bin imza topladı.

Zomato regl iznini başlatan ilk Hint şirketi değil. 1992’den beri Bihar Eyaleti’ nde devlet çalışanları adet dönemi için fazladan 2 gün mazeret iznine sahip. Hindistan’da beş şehirde ofisleri bulunan dijital medya şirketi Culture Machine, 2017 yılında tatil ve hastalık günlerinden bağımsız olarak bir regl izni uygulaması başlattı. Ayrıca Endonezya, Japonya, Güney Kore, Tayvan ve Zambiya’da da regl izni uygulamaları var.

Bazı savunucular bu gibi uygulamaların yaygınlaştırılması gerektiğini söylerken, diğerleri ek izin günlerinin kadınların işyerindeki ilerlemesini aksatacağını, bu durum daha düşük maaşları veya kadınlara yönelik işe alma önyargılarını haklı çıkarmak için kullanılabileceğini iddia ediyor.

Fakat 12 yıl içinde dünyadaki en büyük gıda şirketlerinden biri haline gelen gıda tedarikçisi  Zomato, bu yıl Hindistan’da Uber’in yemek dağıtım firmasını satın alıyor, ve 24 ülkede ve 10 binden fazla şehirde varlığını sürdürerek büyümeye devam ediyor.

Zomato’nun yaptığı açıklamada, şirket çalışanlarının regl izni almak için insan kaynakları portalı üzerinden başvuru yapabileceği ve bu izni alan çalışanlara yönelik olası tacizlerle mücadele etmek için bir cinsel taciz ekibi kurulacağı belirtildi.

Zomato’nun CEO’su Deepinder Goyal açıklamasında, “Bizim görevimiz, işimizin kalitesini ve yarattığımız etkiyi düşürmeden, biyolojik ihtiyaçlarımıza için alan yaratılmasını garantilemek,” dedi.

Rituparna Chatterjee, Zomato’nun ücretli regl iznini ayrı bir kategoride tutmasının önemli olduğunu, bunun birkaç günlük ek mazeret izninden ayrı tutulduğunu ve bu durumun ülke çapında istenen bir tartışma başlatabileceğini söyledi.

Chatterjee, “Sosyal güvenceleri olmadan ev hizmetlerinde çalışıp adet gören çok sayıda insan var ve işverenleri adet döneminde onlara izin vermiyor,” dedi ve ekledi: “Bunun normalleşmesi için bu tür tartışmaların başlatılması gerek.”


konusmamizgerek.org
Instagram:  @weneedtotalk17
Facebook:   @weneedtotalkinitative
Hakkımızda en son çıkan: https://vogue.com.tr/metropol/konusmamiz-gerek

IMG_1703

Regli Konuşmak

 

Regl olduğun ilk günü hatırlıyor musun? Ya da ilk regl deneyimini sen yanındayken yaşamış birini? Çoğu hikaye bir şaşkınlıkla başlıyor ve “kan olduğunu gördüm ve X’e söyledim” diye devam ediyor. Yani regl olan biri daha ilk anda bunu başka bir insanla paylaşıyor, konuşuyor. 

Elbette, konuşurken kendimizi güvende hissettiğimiz birileriye paylaşıyoruz. Zaman geçtikçe ve regl olma deneyimlerimiz arttıkça bu paylaşımlar “Off, bugün çok karnım ağrıyor!”, “Canım tatlı istiyor” veya “Hayır, bir şey olmaz! Yine de bugünkü koşumu yapabilirim” gibi duygu ve his paylaşımlarına dönüşüyor. Yani, paylaşımların içeriği değişse de regl olan bireyler olarak bir şekilde regl olduğumuzda yaşadıklarımızı konuşmak istiyoruz. Çünkü konuşmak iyi geliyor, konuşmak rahatlatıyor. 

Peki ülkemizde hala bu deneyimlerini paylaşamayan, regl olduğunu anlamayan, bu deneyimi korku, yabancılaşma, ve travmayla yaşayan, hislerini, merakını, endişesini paylaşabileceği kimse olmayan çok sayıda çocuk ve birey olduğunu biliyor musunuz? Bir başka deyişle, eşitsizlikler ve ayrıcalıklar regl olurken bile etkisini gösteriyor. Konuşamamanın, açık ve doğru bilgiye erişememenin yanı sıra hijyenik ped ürünlerinin yüksek fiyatları, bu ürünlere ihtiyaç duyan bireylerin erişimini zorlaştırıyor. 

Durum bu olunca, biz iki doktora öğrencisi olarak “Konuşmamız Gerek!” demeye karar verdik. Konuşmamız Gerek ekibi olarak bugüne kadar 7 farklı saha çalışması gerçekleştirdik ve toplamda 5600 kız çocuğu ve kadına ulaştık. 

Sponsorlarımız ve destekçilerimiz sayesinde gittiğimiz köy okulları ve tarlalarda kız çocukları, mevsimlik tarım işçisi ve mülteci kadınlara, onlara bir hasat mevsimi veya bir eğitim sömestri boyunca yetebilecek miktarda hijyenik ped temin ettik. Bunun yanı sıra gönüllü doktorlar aracılığıyla ergenlik, regl olmak, kişisel hijyen gibi konularda eğitici içerikler hazırladık. Regl olmanın hem psikolojik, hem de fizyolojik etkilerini paylaşarak regl olmak hakkında rahat konuşabilecekleri güvenli bir alan oluşturduk. Tüm bunların bizlere sunduğu deneyim ve öğretilerin yanı sıra hedefimiz Türkiye’de kırsal kesimde yaşayan, sosyo-ekonomik bakımdan dezavantajlı durumdaki kadınların hijyenik malzemelere erişimini sağlamak ve regl hakkında açıkça konuşarak bu konudaki tabu kültürünü yıkmak. 

Elbette bu tabu kültürünün yıkılmasında en büyük destekçilerimiz sizlersiniz. Etrafınızda bu güvenli alanı sunabileceğiniz, hislerine ve deneyimine ortak olabileceğiniz, regl olan veya regl olan bir kişiye bakım veren bireylerle konuşuyor olmanız çok önemli. Biz markette, eczanede, iş yerinde, okulda ve hatta evde ne kadar çok konuşursak bu kültürü o kadar kolay değiştirebiliriz. Bunu konuşmanın her zaman çok da kolay olmadığını biliyoruz. Ama Konuşmamız Gerek ekibi olarak tam da bunun için, konuşmayı bir nebze kolaylaştırabilmek için heyecan verici projeler geliştiriyoruz. 

Eğer siz de “Konuşmamız Gerek”’tiğine inanıyorsanız, lütfen bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edin ve bu harekete ortak olun. 

Sağlık ve mutlulukla,

Konuşarak.

Konuşmamız Gerek ekibi adına,

Bahar Aldanmaz & İlayda Eskitaşçıoğlu 


konusmamizgerek.org

Instagram:  @weneedtotalk17

Facebook:   @weneedtotalkinitative

Hakkımızda en son çıkan: https://vogue.com.tr/metropol/konusmamiz-gerek
ONU-4_EN

Regl Dönemi ve Pandemi Hakkında Bilmeniz Gereken 9 Şey

Salgın, insanların adet görme deneyimlerini de etkiliyor.

Menstrüasyon, dünya çapında yanlış anlaşılan ve tabulaştırılan bir konudur. COVID-19 salgını altında bu durumun ve birey üzerindeki etkilerinin kötüleşmesi oldukça muhtemeldir. Aşağıda, regl dönemi ve salgın hakkında bilmeniz gereken dokuz şey ve dünyanın bu konuda yapılması gerekenler paylaşılmıştır.

1.Menstrüasyon hastalık veya COVID-19 belirtisi değildir.

Menstrüasyon dönemi, bir hastalık belirtisi değil tam tersine sağlıklı ve normal bir dönemdir. Fakat menstrüasyon ve COVID-19 hakkında bazı söylentiler yayılmaktadır. Örneğin Çin’de insanlar menstrüasyonun kişinin koronavirüsüne yakalanma riskini arttırdığını duyduğunu bildirdiler. Tanzanya’da söylentiler, menstrüasyonun COVID-19’un bir belirtisi olduğunu veya menstrüasyon döneminde olan kişilerin hastalığı yayma olasılığının daha yüksek olduğunu düşünüyor. Menstrüasyon konusundaki yanlış anlaşılmaları ve tabuları güçlendiren bu mitlerin tıbbi bir temeli bulunmamaktadır.

Ancak pandeminin, insanların regl dönemlerini nasıl geçirdikleri üzerine önemli bir etkisi var. Salgın sonucunda ortaya çıkan hareket kısıtlamaları ve sağlık tesislerinin pandemi özelinde hizmet vermesi, endometriozis veya migren gibi menstrüasyonla ilgili bozuklukların tedavisi de dahil olmak üzere cinsel ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimi kısıtlamaktadır. Pandeminin ekonomiye etkileri menstrüasyon malzemelerine erişimi kısıtlıyor, artan stres menstrüasyon döngüsünü etkileyor ve premenstrüel sendromun (PMS) belirtilerini arttırıyor.

2.Menstrüasyon ürünleri temel hijyen ürünlerindendir.

Menstrüel ürünlere erişim COVID-19’dan etkilenmiştir.

Stok ve tedarik zinciri kesintileri, toplulukların hijyenik pedlere, tamponlara ve diğer adet malzemelerine erişimlerini kaybedebileceği anlamına gelir. Bu temel öğelerin her daim ulaşılabilir olmasını sağlamalıdır.

Hijyenik pedler, Çin’in karantina uygulaması sırasında başlangıçta temel malzemeler olarak listelenmediğinden tedarikçiler nakliye sorunlarıyla karşı karşıya kaldı ve karar alıcıların harekete geçmesini istedi. Hindistan’da hijyenik pedler, üretim ve tedarik önündeki engelleri kaldırmak için temel hijyen ürünleri olarak listelenmiştir. Amerika Birleşik Devletleri regl malzemelerini tıbbi ürünler kategorisine almak için harekete geçti.

Bu ürünler özelinde farklı uygulamaların olmaması gerekiyor. Bu ürünler- pedler, tamponlar, adet bardakları, yeniden kullanılabilir peçeteler, ağrı kesici ilaçlar ve sabun- regl olan herkesin sağlığı,onuru ve refahı için bir önceliktir.

Karar alıcılar, pandemi döneminde özellikle sağlık çalışanları gibi menstrüel ürünlere erişimde artan zorluklar yaşayan belirli gruplara da destek olmalıdır.

3.Sağlık çalışanlarının menstrüel ürünlere sürdürülebilir bir şekilde erişimi sağlanmalıdır.

Dünya genelinde, sağlık çalışanlarının yüzde 70’e yakını kadınlardan oluşmakta. Pandemi koşullarında uzayan çalışma saatlerinde stres altında çalışmaktalar. Sağlık çalışanları karşılanmayan menstrüel ürün ihtiyaçlarına dikkat çekerek bu eksikliğin pandemiyle mücadelelerini etkilediğinden bahsettiler.

Sağlık personelleri hijyenik ürünlerin yanında aynı zamanda kişisel hijyenlerini rahatlıkla sağlamaları için gerekli olan zamana, olanaklara ve kaynaklara da ihtiyaç duyuyorlar. Bu durum kişisel koruyucu tulumlar içinde pandemiyle ön saflarda mücadele eden personel için geçerli.

Yakın tarihli UNICEF kılavuzuna göre, bu tulumların giyilmesi ve çıkarılması zaman aldığından menstrüel ürünlerin hızlı bir şekilde değiştirilmesi zorlaşıyor. Bu da kadınların bu ürünleri değiştirmeden uzun süre kullanmalarına, çeşitli haplarla adet kanamasını bastırmalarına veya iş günlerini kaçırmalarına neden oluyor.

UNFPA ve UNICEF bu ihtiyaçlara dünya genelindeki sağlık çalışanlarına menstrüel ürün dağıtımı yaparak yanıt veriyor.

4.Hastane ve karantina merkezleri menstrüel ürünleri sağlamalıdır.

Hastane ve karantina merkezlerinde kalan insanlar genellikle gerekli hijyen ürünlerini sağlayamazlar. Tesis yöneticileri bu nedenle gerekli malzemelerin mevcut olmasını sağlamalı ve personel bu ihtiyaçları hassas bir şekilde karşılayacak şekilde eğitilmelidir.

Karantina merkezindeki bir kadın, her kadın adet dönemini farklı yaşadığından kendisine sağlanandan daha fazla hijyenik pede ihtiyaç duyduğunu belirtti.

UNFPA ve UNICEF,UN Women gibi partnerlerle birlikte Yemen, El Salvador ve diğer yerlerdeki karantina tesislerine sabun ve ped gibi hijyen ürünleri sağlıyor.

5. Savunmasız kesimler menstrüel ürünlere ulaşmada daha dezavantajlı.

Kırılgan gruplar menstrüel ürünlere ulaşmada daha dezavantajlı.

Adet malzemelerine ve sağlık hizmetlerine erişimde zaten engellerle karşılaşan insanlar bu zorlukların arttığını söylüyorlar.

 Mağazaların kapatılması,toplu   taşımanın kısıtlanması, artan maliyetler ve ekonomik belirsizlik, yoksulluk içinde olanların menstrüel hijyen ürünlerine ulaşımını daha da zorlaştırıyor. Bazı yerlerde, insanların adet kanını emmek için çorap kullanmaya başvurduklarını belirten raporları vardır.

Koşullar engelli bireyler, cezaevlerindekiler, mülteciler ve göçmenler, sığınma evi sakinleri ve transseksüel erkekler için daha da zor;  Kerkük’te gözaltında tutulan bir kadın UNFPA’ya “Burada olmak bizi unutulmuş hissettiriyor… ama kişisel ihtiyaçlarımız da önemli” dedi.

Venezuela ve Kolombiya sınırında çalışan UNFPA insani yardım uzmanı Dildar Salamanca, göçmenlerin ihtiyaç duydukları temel hijyen malzemelerine sahip olmadıklarında ne olabileceğini hatırlıyor: “Bir keresinde… regl olan bir kıza tanık oldum. Plastik bir torbanın üstünde oturuyor ve yerinden kalkamıyordu çünkü kullanabileceği bir hijyenik pedi yoktu. Bu koşullar, kadınların yiyecek ve suya erişimi kişisel bakım ürünlerinin önüne aldıkları COVID-19 kaynaklı sosyal izolasyon nedeniyle daha da kötüleşti. ”

UNFPA, kadın sığınma evlerinde ve gözaltı merkezlerinde bulunan kişilere menstrüasyon kitleri sağlıyor. Mümkünse bu kitlere, COVID-19’un önlenmesi ile ilgili mesajlar ve artan izolasyon üzerinde sıkıntı yaşayan insanlar için psikososyal destek gibi ek hizmetler de ekleniyor. UNICEF ayrıca, özel ıslah kurumlarında, sağlık merkezlerinde ve özel bakım evlerinde çocuklara temiz su ve temizlik ürünleri ve menstrüel ürünleri tedarik etmektedir.

6.Covid-19 regl olan bireylerin temel haklarını ve sağlıklarını tehdit etmektedir.

Cinsiyet eşitsizliği, aşırı yoksulluk, insani krizler ve zararlı gelenekler regl dönemini kısıtlama ve utanç dolu bir zamana dönüştürebilir. Bu hassasiyet cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine erişimin azaldığı pandemi ortamında artabilir.

Pandemi aynı zamanda bu tabuları yıkma ve kişisel hakları koruma çalışmalarını da engelledi. Geçen sene Menstrüel Hijyen Günü’nde 74 farklı ülkede 726’ya yakın etkinlik düzenlendi. Salgın nedeniyle bu sene böyle etkinlikler mümkün değildir.

7. COVID-19’un önlenmesi sağlıklı regl dönemi ve hijyenle mümkündür.

Temiz su, sağlık önlemleri ve hijyen hizmetleri hem menstrüel hijyen hem de COVID-19’un önlenmesi için gereklidir. Ancak, bu hizmetleri sağlama çabaları zayıflamaktadır.

Topluluklar azalan sabun, dezenfektan ve diğer temizleyici stoklarıyla karşı karşıyadır. UNICEF, acil durum ortamlarındaki su ve sağlık hizmetlerinin bakım personeli ve kaynaklarındaki sıkıntılardan etkilenebileceğini belirtti. Tüm bunların hem COVID-19’un önlenmesi hem de regl olan bireylerin sağlığı ve hakları üzerinde olumsuz bir etkisi olacaktır.

8. Menstrüasyon sağlığı ve hijyeni ile ilgili bilgiler pandemi nedeniyle aktarılamıyor.

Menstrüasyon hakkında bilimsel ve gerçek bilgilerin aktarılması gerekiyor.

Okul ve sağlık hizmetlerindeki aksaklıklar menstrüasyon sağlığı ve hijyeni hakkında temel bilgileri daha az erişilebilir kılmaktadır. Buna ek olarak, daha düşük internet erişimi ve okuryazarlık oranları nedeniyle, kadınların ve kızların yedek bilgi kaynaklarına sahip olma olasılığı daha düşüktür.

İnsanları regl konusunda bilinçlendirmek için yeni ve yaratıcı yollara eskisinden daha çok ihtiyacımız var.

UNICEF ve UNFPA regl hakkındaki yanlış bilgileri düzeltmek, kamu hizmeti ve eğitsel mesajlar yoluyla menstrüasyon hakkında olumlu, gerçek mesajlar yaymak için çalışıyor. Örneğin, UNFPA, ebeveynlerin çocuklarına doğru bilgi sağlamasına yardımcı olmaktan, insanlara kendi yeniden kullanılabilir adet ürünlerini yapmayı öğretmeye kadar, adet sağlığı hakkında farkındalığı artırmak için kamu hizmeti videoları ve mesajları oluşturmuştur. Ve UNICEF kadınlar ve kız çocukları için hem menstrüasyon hem de COVID-19 hakkında bilgi alabilecekleri “Oky Period Tracker” isimli bir uygulama tasarladı.

Ancak hem insanları eğitmek hem de regl konusundaki tabuları yıkıp ve utancı sona erdirmek için daha fazla çaba gerekiyor.

9. Zararlı regl tabuları pandemi sırasında kırılganlığı artırmaktadır.

Menstrüel tabular ve gelenekler, normal koşullarda bile dışlanmaya ve kırılganlığa neden olur. Pandemi altında bu durum daha da kötüleşebilir: Adet gören kişinin adet dönemi bitene kadar adet kulübelerine, ahırlara veya akrabalarının evlerine gitmesi gibi uygulamalar, sosyal mesafe kurallarının uygulanmasını engelleyebilir. Diğer gelenekler regl olan yapan kişilerin cinsel organlarını yıkamasına veya cinsel organlarına dokunmasına izin vermez, menstrüasyonun su kaynaklarını veya tuvaletleri kirlettiğini iddia eder.

Neyse ki, en azından bazı durumlarda, COVID-19’u önleme çabaları bu geleneklere göre öncelik kazanmaktadır. Batı Nepal’deki birkaç kadın aktivist, UNFPA’ya regl olan kadınların ve kızların artık adet kulübelerine veya inek ahırlarına gitmek yerine evlerinin ayrı odalarında kalabildiklerini söyledi.

Ancak, tüm insanların menstrüasyon süreci dahil olmak üzere COVID-19 tedbirlerine uymasını sağlamak için daha fazla çaba gösterilmesi gerekmektedir.

*Bu makale, regl olan bireylerin sağlığını ve haklarını koruma çabasında lider kuruluşlar olan UNFPA ve UNICEF ortak bir işbirliği ile hazırlanmıştır. Makalenin orijinal haline aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

https://www.unfpa.org/news/nine-things-you-need-know-about-periods-and-pandemic

 

kenya

Kenyalı kadınlar ve kız çocukları hijyenik ped uğruna cinsel ilişkiye zorlanıyor

Adet kanaması ülkedeki sistematik yanlış bilgi ve batıl inançlar nedeniyle gizleniyor (Unicef Kenya) 

UNICEF Kenyalı kadın ve kız çocukları hijyenik ped almak için yeterli paraları olmadığı uyarısında bulunuyor.

*Maya Oppenheim’ın 6 Temmuz 2019 tarihinde Independent’ta çıkan haberidir.

 

Adet kanaması ülkedeki sistematik yanlış bilgi ve batıl inançlar nedeniyle gizleniyor (Unicef Kenya) 

Kenya’da kadınlar ve kız çocukları regl yoksulluğunun yaygınlığı, regl nedeniyle mahcubiyet duyma, toplumsal tabu ve halk sağlığıyla ilgili yanlış bilgilendirmeden dolayı hijyenik ürünler karşılığında cinsel ilişkiye girmeye zorlanıyor.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), ülkenin batısındaki ergenlik çağındaki kız çocuklarının yüzde 10’nun ped için cinsel ilişkiye girdiklerini kabul ettiğini gösteren araştırmaya dikkati çekti.

Araştırma Kenyalı kız çocuklarının yüzde 54’ünün adet dönemlerinde hijyenik ürünlere erişimde zorluklar yaşadığını ve okul çağındaki kız çocuklarının da yüzde 22’sinin pedlerini kendilerinin satın aldığını ortaya koydu.

The Independent’a konuşan UNICEF Kenya’nın Su, Sağlık Hizmetleri ve Hijyen Başkanı Andrew Trevett, kız çocuklarının hijyenik ürünler karşılığında cinsel istismara uğramalarının yaygın olduğunu söyledi.

“Boda bodas denilen motosiklet taksilerimiz var. Genç kızlar hijyenik ped tedarik eden sürücülerle cinsel ilişkiye giriyor” diyen Trevett sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu iki nedenden dolayı oluyor. Birinci bariz sebep yoksulluk. Kız çocukları ve kadınlar hijyenik ürünler satın alacakları maddi imkanlara sahip değil. Ancak bir de temin etme konusu var. İhtiyacın karşılanmasından dolayı cinsel ilişkiye giriliyor çünkü bu ürünler kız çocuklarının köylerinde bulunmuyor. Kırsal kesimde kız çocukları ulaşım sorunuyla karşı karşıya ve otobüs ücretini de karşılayamazlar. Bazı uzak köylerdeyse ne yol var ne de otobüs hizmeti.

Trevett Kenya’da regl dönemine ilişkin kemikleşmiş tabuların, kız çocuklarının ve kadınların eksik bilgi edinmelerine neden olduğunu vurguladı.

Trevett, “Reglle ilgili hassasiyet, kız çocuklarının ve erkeklerin hiçbir bilgi edinmediği anlamına geliyor. Bunun bir anne kız sohbeti olmasını beklersiniz ama böyle bir sohbetin yapılmadığı görülüyor. Ayrıca bu konuda okul da bilgilendirme yapmıyor” diye konuştu.  

Kenya’nın batısındaki Kuria’da ortaokul öğrencisi bir kız çocuğu, hijyenik ped için cinsel ilişkiye girme travmasını doğrudan yaşayanlardan biri. Independent’a Judy takma adıyla konuşan kız çocuğu yaşadıklarını şöyle anlattı:

Adet dönemim 2014’te 7. sınıfa giderken başladı. Çok iyi hatırlıyorum. Yakındaki bir okulda spor eğitimindeydik. Çok iyi hentbol oyuncusuydum. Oynamaya hazırlanırken, soyunma odasındayken arkadaşım uyluk bölgemde biraz kan olduğunu söyledi. Kontrol ettiğimde iç çamaşırım kan doluydu. Spor öğretmenimize söylemekten korktum çünkü kendisi erkekti, çok utandım. Arkadaşım belime bir kazak bağlamamı ve öğretmene hasta olduğumu ve oynayamayacağımı söylememi söyledi. Dediği gibi yaptım ama çok endişelendim. Eğitim bittikten sonra arkadaşım iki motosiklet taksi ayarladı, birine ben diğerine o bindi. Eve giderken taksi sürücüsü bir yerde durdu ve arkadaşıma küçük bir torba verdi.

Babası çiftçi, annesi ev hanımı olan Judy torbanın içinde ne olduğunu ilk başta bilmiyordu. Arkadaşı Mary’nin talimatını dinledi ve onu gizli bir yere kadar takip etti. Mary taksi sürücüsüne aldırdığı pedleri ve bir çift yeni iç çamaşırını torbadan çıkardı.

Judy şunları kaydetti:

Şok olmuştum. Temiz çamaşıra pedi yerleştirdi ve sonra bana kanlı çamaşırımı çıkarmamı söyledi. Dediği gibi yaptım. Mary bunu ailem de dahil hiç kimseye söylememi tembihledi. Evde de kullanmam için ayrılan temiz pedlerle oradan ayrıldık. Mary pedleri aldığı için sürücüye teşekkür etmemi istedi. Ben de bize arkadaşça davranan uzun boylu kumral sürücüye ‘Adet utancımı yenmemi sağladığınız için teşekkür ederim’ dedim. Ayrıldık ve eve gittik. Bir hafta sonra okulda karşılaştığımızda Mary’ye yardımı için teşekkür ettim. Tenefüste Mary bana motosiklet taksi sürücüsünün adet dönemindeyken kendisine nasıl hijyenik ped getirdiğini anlattı. Beni, bana ped getirecek diğer motosiklet taksi sürücüsüyle bir araya getireceğini söyledi.

Arkadaşına karşı çıkmak istediğini anlatan Judy, “Mary beni şimdi pişman olduğum bir tuzağa düşürdü” dedi. Judy 2016’da hamile kaldığını ve Temmuz 2017’de bir erkek bebek dünyaya getirdiğini belirterek, “Kendimi tuzağa düşmüş buldum çünkü hijyenik pedden yoksundum” diye konuştu.

Sekiz çocuklu bir ailede doğan Judy bir öğretmenin rehberliği ve danışmanlığı sayesinde öğrenimini sürdürmek için okula döndü.

Regl yoksulluğu Kenya’da yaygın bir problem. UNICEF’in araştırmasına göre, kız çocuklarının ve kadınların yüzde 7’si ped veya tampon yerine paçavra, battaniye parçası, tavuk tüyü, çamur ve gazete gibi eşyalar kullanıyor. Kadın ve kız çocuklarının yüzde 46’sı tek kullanımlık pedler, yüzde 6’sıysa tekrar kullanılabilir pedler tercih ediyor.

Ayrıca kadınlar ve kız çocuklarının yüzde 76’sı yeterli su ve sıhhi temizliğe erişmede zorluklar yaşarken, eğitim kurumlarının sadece yüzde 17,5’inde tuvaletlerin yakınında su, el yıkama yeri ve sabun bulunuyor. 

Kenya’daki okulların kabaca yüzde 30’u öğrencilerine hijyenik ped sağlıyor. Ancak birçok durumda pedler sadece acil durumlar için sunuluyor.

Kuria’da 15 yaşında bir öğrenci olan Agnes de “regl yoksulluğunun” karanlık yüzünü yaşayanlardan.

Agnes “İlk adet kanamam okula gittiğim bir günde oldu. Her zamanki gibi kalkıp okula gitmiştim. İngilizce dersi sırasında adet oldum. Öğretmenime söylemekten ve erkek öğrencilerin bana gülebileceğinden korktum” diyor.

Judy gibi Agnes de beline bir kazak doladı ve öğretmenine hasta numarası yaptı.

Agnes yaşadıklarını şöyle anlattı:

Utandım çünkü hijyenik pedim yoktu. Eve giderken yakın bir komşumuz olan motosiklet taksi sürücüsüyle karşılaştım. Ders zamanı niçin eve gittiğimi sordu. Söyleyemedim ama ona dik dik baktım. Bana baktı ve belimin etrafına niçin kazak bağladığımı sordu. Yanıt vermedim. Güldü ve bana regl dönemimde olup olmadığımı sordu. Bir şey demedim.

Sürücü daha sonra Agnes’ten hiç pedi olmadığı yanıtını alınca ona bir kutu ped alabileceğini söyledi.

Agnes “Onunla cinsel ilişkiye gireceğime söz verirsem bana 500 Kenya şilini vereceğini söyledi. Reddettim ve kaçtım. Ertesi gün okula gittim ve Hristiyan din eğitimi öğretmenimizden para istedim. Bana hijyenik ped almam için 200 Kenya şilini verdi” dedi.

Ne yazık ki arkadaşları onun kadar şanslı değildi. Birçok arkadaşının hijyenik pedlerden yoksun olduğunu belirten Agnes, “Bu da çoğunun onları hamile bırakan motosiklet taksi sürücülerine boğun eğmeleri demek oluyor. Bu da çocuk yaşta hamileliklere ve başında çocukların olduğu ailelere sebep oluyor” diye konuştu. 

UNICEF Kenya’nın İletişim ve Savunma Uzmanı Ariana Youn bir kız çocuğunun adet döneminin evlenme yaşına eriştiğini gösteren bir olgunluk işareti olduğunu dile getirdi.

Independent’a konuşan Youn, “Ebeveynler kızlarının hamile kalmalarından endişe ediyor. Bu da kız çocuklarının cinsel ilişki hakkında soru sormalarına fırsat vermemek için regl hakkında konuşmalarını engelliyor. Bazı toplumlar adet dönemini kadınlığa adım atma ve evliliğe hazır olma olarak görüyor” ifadesini kullandı.

Adet kanamasının Kenya’daki kız çocuklarının yaşamları üzerinde derinden yıkıcı bir etkisi bulunduğuna vurgu yapan Youn sözlerine şöyle devam etti:

(Hijyenik pedlere) erişimi olmayan bazı kız çocukları ve kadınlar kendilerince bir çözüm bulacak. Regl dönemindeyken toprağa bir delik kazacaklar ve günlerce orada oturacaklar. Birçok genç kızın okuldan geri kalmasının ve derslerden mahrum kalmasının önemli bir nedeni bu. Kız çocukları motosiklet taksi sürücüleriyle cinsel ilişkiye giriyor çünkü sürücülerin gücü, parası ve sağlık ürünlerine erişimi var.

Adet kanaması toplumsal bir tapu olarak görülerek ülkedeki sistematik yanlış bilgiyle ve batıl inançlarla gizleniyor. Kenya’da yaygın efsaneler arasında adet kanamasının kadını kirli ve iffetsiz yaptığı, hastalık ya da lanet olduğu, adet döneminde mutfağa gidildiğinde yiyeceklerin çürüdüğü, bahçeye gidildiğinde mahsullerin öleceği gibi inanışlar var. Dahası çok sayıda kişi adet döneminde kan kaybından ölünebileceğine ve o dönemde cinsel ilişkiye girilirse hamile kalınmayacağına inanıyor.

Regl büyük bir tabu olmayı sürdürüyor. Bill & Melinda Gates Foundation’ın 2016’da finanse ettiği bir araştırma, Kenyalı kız çocuklarının sadece yüzde 50’sinin adet görmeyi evde tartışabileceğini ortaya çıkardı.

“Regl yoksulluğu” Afrika’nın tamamında yaygın durumda. Kıtadaki 10 kız çocukları biri adet dönemlerinde hijyenik sağlık ürünlerine erişimleri olmadığı veya okullarda güvenli, özel tuvaletler bulunmadığı için okula gitmiyor.

Okula gitmeyen kız çocukları çocuk yaşta evliliğe zorlanması veya ergenlik yaşlarında hamile kalmaya zorlanması muhtemel.

Öte yandan Kenya bu konuda ilerleme kaydediyor. Hükümet, UNICEF ve iş ortaklarının girişimleri sayesinde 335 okulda 90 bin kız çocuğunun okullarda güvenli ve hijyenik tuvaletlere erişimi bulunuyor.

https://www.independent.co.uk/news/world/africa

Independent Türkçe için çeviren: Cenk Korkmazer

 

s-c726f7173f811482b0752fe4178c28acdadb7040

Tunceli Belediyesi’nden Kadın Çalışanlara Regl İzni Kararı: ‘Bu Çalışmaların Artmasını Diliyoruz’

*Ulaş Demircan’ın 25 Ekim 2019’da Onedio’da çıkan haberidir.

Tunceli Belediyesi, kadın çalışanlarına her ayın belli bir günü menstrüasyon izni verecek. Karar, Tunceli Belediyesi Kadın Meclisi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitlik Komisyonu tarafından alındı. 

Belediyenin Kadın Meclisi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitlik Komisyonundan yapılan yazılı açıklamada, komisyonun, kadın çalışanlara regl izni verme kararı aldığı, bu konuda belediyenin meclis salonunda bir araya gelen Belediye Başkan Yardımcısı Canan Ay Doğan ile DİSK Genel İş Şube Başkanı Şükran Yılmaz ve kadın çalışanların protokol imzaladığı belirtildi.

 

Karar Tunceli Belediyesi’nin Twitter hesabından paylaşıldı 

Belediyenin kadın meclislerinin kadınların her alanda “özneleşerek iradeleşmesini” esas alıp kadın haklarını savunduğu aktarılan açıklamada şöyle denildi:”Kadınların güncel taleplerini tespit edip, bu sorunları çözmeyi önümüze hedef koyup eylül ayında yapılan belediye meclis toplantısında Toplumsal Cinsiyet Eşitlik Komisyonu kurulması kararı almıştık. Belediyenin tüm hizmetlerinin ve gerçekleştireceği projelerin, her türlü ayrımcılığa karşı cinsiyet eşitliğini esas alacak biçimde dizayn edilmesine katkı sunmak için kadın meclislerimiz ve komisyonumuz bu çalışmalarını sürdürüyor. Bu anlamda toplumsal cinsiyet eşitliği ilkemize dayanarak kadın çalışanlarımıza, her ayın belirledikleri bir günü regl izni verme kararı aldık. Benzer kararların çalışma alanlarında artmasını ve daha ileriye taşınması için çaba harcayacağımızı belirterek bu çalışmaların artmasını diliyoruz.”

hindistanli-kadinlarin-luks-sorunu-ped_2_zsHo

Hindistanlı kadınların ‘lüks’ sorunu: Ped

 

*Elif Özmen Belek’in Ekmek ve Gül için çevirdiği 3 Ağustos 2017 tarihli haberdir.

Hindistan’da kadınlar hijyenik ped ürünlerine erişimde zaten birçok zorluk yaşarken hükümet bir de bu ihtiyacı ‘lüks’ olarak görüp yüksek oranda vergilendirdi.

1 Temmuz 2017 gecesi saatler tam gece yarısını gösterirken Hindistan hükümeti, 70 yıllık bağımsızlık süresince en büyük vergi reformu olarak övdüğü çeşitli vergilerin yerine geçmesi hedeflenen, devlet ve merkezi hükümetler tarafından toplanan Mal ve Hizmet Vergisi’ni (GST) halka sundu. 

KADINI EVLİ GÖSTEREN AKSESUARLARA VERGİ YOK 

Bu Mal ve Hizmet Vergisi’ne göre regl hijyen ürünleri ‘lüks’ ürünlerle aynı kategoride vergilenecek ancak Hindu kadınların alnına evlilik durumunu belirtmek için uygulanan Vermilion, evli kadınlar tarafından takılan bir kolye olan Mangala Sutra ve yine kadının evli olduğuna işaret eden metalden yapılan bilezikler vergilendirilmeyecek. 
Kadınları vergi karşısında ‘rahatlatan’ bir girişim olarak gösteren bu vergi sistemi büyük ölçüde ters tepti çünkü kadınlar asıl ihtiyaçları olan pedin ‘lüks’ olarak görülmesine tepkili. Sosyal medyada hijyenik pedlerin vergilendirilmesine ilişkin makaleler ve online dilekçelerde büyük bir artış görüldü… Hatta, Kerala’nın başkenti Triluvanthapuram’daki kız öğrenciler Maliye Bakanlığına ‘korkmadan kanamak, vergisiz kanamak’ mesajıyla hijyenik pedlerle dolu sandıklar bile gönderdi. 

KADINLARIN YALNIZCA YÜZDE 58’İ HİJYENİK PED KULLANABİLİYOR 

Ulusal Aile Sağlığı Araştırması’nın (NFHS) 2015 – 2016 verilerine göreyse, Hindistan’da regl döneminde hijyenik ürünler kullanan kadınların sayısı kentsel yerlerde yüzde 78, kırsal alanlarda yüzde 48 oranında iken ülke genelindeyse yüzde 58 oranında. Hijyenik ürünleri karşılayamayanlar ise paçavra, kül, kabuk ve hatta kum gibi güvensiz alternatifleri kullanıyor. Ana akım medya, şikayetlerini sosyal medyada duyuran kentli ve orta sınıf kadınlara odaklanırken, kırsalda yaşayan kadınların sesi ise duyulmuyor. 

KADINLAR PED İHTİYAÇLARINI KARŞILAYAMIYOR 

Yukarıdaki görüntüde ise gönüllülerin çabasıyla Bihar eyaletindeki Champaran bölgesinin uzak bir sınır köyündeki lise öğrencisi ve Sonam Kumari’nin sesi duyulabiliyor. Lise öğrencisi kız ve Kumari, “Uzak bir yere gittiğimde ya da sınava gireceğim zaman hijyenik ped kullanıyorum fakat evde olduğumda kumaş kullanıyorum. Bunun nedeni ise, her seferinde hijyenik ped kullanmayı karşılayamayacak olmam. Hijyenik ped çok pahalı” diyor. Kumar’ın komşusu Kısmet de “Ped kullanmak hijyenik oluyor, üstelik paket halinde taşıması da kolay “ diye ekliyor. Kırsal bölgelerde yaşayan bir çok kadın, hijyenik kadın pedi ürünlerini alamazken, kuzey Hindistan’da görüşülen kızl çocuklarının yüzde 30’dan fazlası regl olmaya başladıktan sonra okulu terk ettiklerini bildiriyor. 
Kırsal Bihar’da bir sivil toplum örgütünde kadınlarla çalışan Nivedita ise “Bir taraftan hükümet ‘Kız Çocuklarını Koru ve Eğit’ çalışmasını teşvik ediyor diğer taraftan her ay bu kız çocuklarının regl olduğunu ve hijyenik pedlere ihtiyaç duyduğunu unutuyor. Regl hijyen ürünlerindeki yüzde 12’lik vergi, vücudun fiziksel gerçeklerini ve ülke nüfusunun yaklaşık yarısının ihtiyaçlarını inkar ediyor” ifadelerini kullanıyor. 


KÜLTÜREL TABULAR KADINLARIN SAĞLINI TEHDİT EDİYOR 

Kadınların çoğu temiz pamuklu bezlere erişim sağlayabilirken, bazı kadınlar için aşırı derecede pahalı olan fiyatlar, tabular ve sağlık bilgisi eksikliği, kadınların adet döneminde kirli paçavra kullanmalarına neden oluyor. Bihar’da görev yapan doktor S. M Shabir de bunun sebebini şöyle açıklıyor: “Bu kızlara veya köydeki kadınlara temiz bez kullanımı hakkında verilen herhangi bir tavsiye veya eğitim yok. Onlara göre regl olmak kirli bir süreç.” Bihar’dan gelen kadınlarla yapılan söyleşilerde de regl dönemlerinde kadınların damgalandığı, bu nedenle kadınların dönem boyunca kullandıkları bezleri gizledikleri ve halka açık gözlerden uzak sağlıksız koşullarda kuruttukları ortaya çıktı. 

TEMEL HİJYEN EKSİKLİKLERİ HİSTEREKTOMİYE NEDEN OLUYOR 

Elbette bu, durum vajinal enfeksiyonlara neden olabiliyor. Bihar’ın başka bir bölümünden Anita Devi’nin ifadesinin yer aldığı videoda daha da şok edici bir tablo ortaya çıkıyor. Henüz 30’lu yaşlarında, olan bir genç kadının histerektomi (rahim alma operasyonu) geçirdiğini öğreniyoruz. Doktorlar şiddetli bir üreme sistemi enfeksiyonu geçirdiği için bu operasyonu önermişler ve bunun sebebi olarakta genç kadının regl dönemlerinde kirli bez kullandığını hatırlatmışlar. Genç kadın hala kumaş kullanmaya devam ediyor ancak açık bir şekilde belirtiyor “Eğer satın alabilecek durumda olsam hijyenik ped kullanmayı tercih ederdim” diyor ve başka kadın arkadaşlarının da histerektomi geçirmek zorunda kaldığını söylüyor. Fakat asıl soru kadınların yaşadığı bu sorunda uygulanacak doğru müdahale histerektomi mi? 

Hindistan kırsalında kadınlar üzerinde gerçekleştirilen histerektomi sayısında ciddi bir artış görülüyor. Fakat, raporlar, çoğunlukla 30-35 yaş grubundaki kadınlara uygulanan işlemlerin çoğunlukla gereksiz olduğunu gösteriyor. Bangalore’nın önde gelen jinekologlarından biri olan Dr. Meenakshi Bhara ise, hijyenik pedlerin başka sebeplerle oluşan Rahim Yolu Enfeksiyonları (UTI) ve Üreme Sistemi Enfeksiyonlarını( RTI) önlemediğini açıkladı. Fakat, Bhara sadece bu enfeksiyonlara bağlı olarak histerektomi operasyonları düzenlenemeyeceğini de sözlerine ekledi. 
En önemlisi, videoda söyleşi yapılan kadınlar, sağlık konularının sadece hijyenik ped kullanarak veya histerektomi ile çözülebileceğini düşünüyor. Ancak genel resim bu değil. Regl dönemlerinin idaresi için tek ‘uygun’ yol olarak hijyenik kadın pedi fikri, öncelikle 60’lı yıllarda Hindistan’daki kurumsal şirketler tarafından başlatıldı. Bugün bile, tüm hijyenik kadın ürünleri pazarını yöneten birkaç büyük çokuluslu şirket var. Ürünler için yapılan reklamlar, ‘hijyen’, ‘rahatlık’, ‘taze koku’ gibi kelimeleri tekrar tekrar vurgulamakta ve böylece adet kanının kirli olduğu, hastalıklara yatkın olduğu ve gizlenmesi gerektiği fikrini ortaya koyuyor. 

FİRMALARIN SATIŞ TAKTİĞİ UTANÇ ALGISI OLUŞTURUYOR 

#HappytoBleed ( Kanadığı için mutlu) kampanyasından Nikita Azad, Facebook sayfasında yaptığı paylaşımda sık sık şunu belirtiyor; ‘Firmalar regl dönemlerini rahatsızlık ve utanç dönemi olarak damgalayarak reglyi soruna dönüştürüp; ürünlerini üst sınıf kadınlar için söz konusu sorunlara çözüm olarak pazarlıyor. Bununla birlikte, geleneksel regl dönemlerini idare yöntemleri ise geri ve hijyenik olarak gösteriliyor. 
Geleneksel kadın rollerinin dönüşüme uğraması ile genç kadınların iş veya eğitimleri için daha çok dışarı çıkmalarıyla bir çoğu regl dönemlerindeki hijyenin öneminin farkında ve bunun için pedlerin tek araç olduğunu düşünüyor. 
Hijyenik ped satan çokuluslu şirketler, 2016 Katı Atık Yönetimi Kurallarında yer alan zorunluluklara rağmen, hijyenik atıkların bertaraf edilmesinde hiçbir şekilde yerel otoritelerle iş birliği yapmıyor. Yüzde 95’i plastik bileşenden yapılmış hijyenik kadın pedlerinin geri dönüşümü ise oldukça zordur. En azından Hindistan’ın kentsel kesiminde, temiz bezler gibi alternatif menstrüel hijyen ürünleri hakkındaki sohbetler bilinci arttırırken, hijyenik pedlerin doğada yok olma zorluğu nedeniyle başka bir şekilde sağılığı tehdit ettiği de unutulmamalı mesajı veriliyor. 
Hindistanlı kadınlar, önümüzdeki günlerde, çoğunlukla çokuluslu şirketler tarafından piyasaya sürülen ürünlerin artan vergileri telafi etmek için fiyatlarını yükseltmesini bekliyor. Kesin olan şey de şu ki; Hindistan’da kadınların, özellikle de yeterli bilgi ya da finansal kaynaklara erişimi olmayan yoksul kadınların bu durumdan mağdur olacağıdır. Birçok genç kadın zaten regl oldukları için damgalanırken bir de hükümet vergileri ile şirket çıkarları arasında sıkışacaktır. 

Haberin orijinali için: https://ekmekvegul.net/sinirlarin-otesi/hindistanli-kadinlarin-luks-sorunu-ped

kulübe

Nepal: Anne, adet gördüğü için sürgün edildiği kulübede iki küçük oğluyla birlikte öldü

 “Adet kulübeleri” yasak, ancak kırsal kesimde gelenek yaygın bir şekilde uygulanıyor.

*BBC Türkçe’nin 10 Ocak 2019 tarihli haberidir.

 Nepal’de bir kadın, adet gördüğü için gönderildiği kulübede yaktığı ateşten kaynaklanan duman zehirlenmesi sonucu iki küçük çocuğuyla birlikte öldü. 

Kadının, dondurucu soğuklarda kendisini ve çocuklarını sıcak tutabilmek için “adet kulübesinde” ateş yaktığı belirtildi. 

Anne ve iki çocuğunun uykularında, duman zehirlenmesinden hayatlarını kaybettikleri açıklandı. 

Adet gören kadınları haneden uzaklaştırma geleneği ülkede yasak, ancak hala kırsal kesimlerde yaygın bir şekilde uygulanıyor. 

“Chhaupadi” adı verilen bu gelenek nedeniyle daha önce de ölümler yaşanmıştı. 2017’de bu uygulama yasaklanıp, bir suç olarak tanımlanmıştı. 

Bu gelenek nedeniyle bazı boğulma vakaları yaşanmış ve en az bir genç kız yılan ısırması nedeniyle ölmüştü. 

Kadınlar ‘mundar’ görülüyor

Hinduizm ile bağlantılı bu antik gelenekte, adet gören ya da yeni doğumuş kadınlar “mundar” görülüyor ve kötü şans getirdiklerine inanılıyor. Bu yüzden de kulübelerde ya da ahırlarda yatmaya zorlanıyorlar. 

Bu kadınların erkeklere ya da çiftlik hayvanlarına dokunması yasaklanıyor, bazı yiyecekleri yemeleri engelleniyor ve evdeki tuvaletlere veya banyolara sokulmuyorlar. 

Kış aylarında aşırı soğuk havaya maruz kalıyorlar, saldırılara uğrayabiliyorlar ve bu durumdaki genç kızlar okula da gidemiyor. 

Son trajedinin Nepal’in batısındaki Bajura bölgesinde yaşandığı açıklandı. 

Bölge Valisi Chetaraj Baral, otopsi yapıldığını, ancak kesin ölüm nedeninin henüz belirlenemediğini belirtti. 

Kulübedeki battaniyelerin kısmen yandığı ve annnenin bacaklarında da yanık izleri bulunduğu kaydedilldi. 

Ölen çocukların ise birinin 9, birinin de 12 yaşında olduğu açıklandı. 

Nepal yasalarına göre bir kadını chhhapaudi uygulamasına zorlayanlara üç ay hapis ve 27 dolar para cezası veriliyor. Ancak yasanın daha sıkı bir şekilde uygulanası çağrıları da yapılıyor.

 

 

menstrual_hygiene_photo_for_web-scaled

İlayda Eskitaşçıoğlu: “Regl salgında da devam ediyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele de…”

İlayda Eskitaşçioğlu kurucusu olduğu “Konuşmamız Gerek” adlı sivil toplum kuruluşu aracılığıyla menstrüasyon konusundaki tabuları sona erdirmek için çalışıyor.

Regl sağlığı ve hijyeni kız çocuklarının güçlenmesi ve sağlığı için neden önem taşıyor?

Regl sağlığı ve hijyeni, kadınların ve kız çocuklarının* cinsel ve üreme sağlığı için çok önemli. Menstrüel ürünler uygun bir şekilde kullanılmazsa, kadınlar ve kız çocukları enfeksiyon ve hastalıklarla karşılaşabilir. Kız çocuklarının kendilerine bakmasını öğrenmesi, vücutlarını tanımaları ve regl dönemlerinin takibini yapabiliyor olmaları önem taşıyor. Ne yazık ki birçok kız çocuğu menstrüasyonu sadece olduğunda öğreniyor ve bu onlar için travmatik bir deneyim oluyor. Menstrüal ürünlere ve bunlarla ilgili bilgiye erişim bir insan hakkıdır.

“Konuşmamız Gerek” projesinden bahseder misiniz?

2016 yılında “Konuşmamız Gerek” projesine başladım. Türkiye’deki sezonluk tarım işçilerini, geçici koruma altındaki Suriyeli kadınları ve uzak bölgelerde köy okullarına giden 8-12 yaş arasındaki kız çocuklarını hedefliyoruz. Genç kadın ve kız çocuklarına bir okul dönemi ya da hasat mevsimi için hijyenik ped sağlayarak regl dönemi yoksunluğuna karşı mücadele ediyoruz. Gönüllü doktorlarımız aracılığıyla onları menstrüasyon, ergenlik ve hijyen konusunda bilgilendiriyoruz. Daha da önemlisi menstrüasyon konusunda konuşmak için güvenli bir ortam yaratıyoruz. Menstürasyon konusundaki tabuları yıkmak ve menstrüasyon ürünleri üzerindeki adaletsiz vergilendirme dahil olmak üzere regl dönemi yoksunluğu ile ilgili tüm konularda bilinç yaratmak için konuşmalıyız. Şimdiye kadar, yönetici ortağım Bahar Aldanmaz ile birlikte altı büyük saha çalışması gerçekleştirdik, yaklaşık 6.500 kadın ve kız çocuğuna ulaştık.

Kırsal bölgelerdeki köylerde yaşayan kız çocukları, mevsimsel tarım işçileri ve mülteciler de dahil olmak üzere kadın ve kız çocuklarının özgün ihtiyaçları nelerdir?

Kadın mevsimsel tarım işçileri genellikle azınlık toplulukları ya da mülteciler gibi daha kırılgan grupların üyeleri oluyor. Hasat mevsimi boyunca temiz su ve elektriğe sınırlı erişimleri oluyor ve çadırlarda yaşıyorlar. Günde 18 saat çalışıyorlar ve aynı zamanda ev işi ve çocuklarının bakımından sorumlular. Sosyal sigortaları yok ve erkeklere oranla daha az kazanıyorlar.

Uzak bölgelerdeki okullara giden kız çocukları ise ergenlik ya da cinsel ve üreme sağlığı gibi konularda çok sınırlı bilgiye sahipler. Regl olma deneyimine yeterince hazırlıklı değiller. Ve onların rol modellerine ihtiyaçları var. Kariyerinde ilerlemiş, onlara örnek olabilecek genç kadınların hikayelerini dinlemek, hayallerin gerçeğe dönebileceğini görmek istiyorlar.

Kriz dönemlerinde kadınların ve kız çocuklarının menstrüel sağlık ürünlerine ulaşmaları konusunda ne gibi zorluklar var?

En son şu sloganı duydum: “Regl salgında da devam ediyor.” Bu bir gerçek. Kadın hakları örgütlerinin birçok araştırması, COVID-19’un temel cinsel ve üreme sağlığı hizmetlerine, ürünlerine ve bilgiye erişimi etkilediğini gösteriyor. Kadınların ve kız çocuklarının menstrüal sağlığı da risk altında. Menstrüal ürünler katı karantina ve sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı yerlerde ulaşılabilir olmayabiliyor ya da gelirlerini kaybeden birçok kişi için erişilemez olabiliyor. Kadın ve kız çocuklarının menstrüal ürünleri alamadıkları zaman, kanamayı paçavralarla, sterilize olmayan bezlerle ve hatta gazetelerle durdurmaya çalışıyorlar. Bu çok ciddi bir sağlık riski. 21. yüzyılda kadınlar böyle bir şey yaşamamalı.

COVID -19 sizin çalışmalarınızı nasıl etkiliyor?

Saha çalışmalarımız ve yüz yüze sohbetlerimiz ertelendi ya da iptal oldu. Fakat söylediğim gibi regl dönemleri salgında da devam ediyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele de! Çalışmalarımızı devam ettirmek zor olsa da, bilinçlendirme çabalarımızı sanal ortamda da devam ettiriyoruz. 28 Mayıs Menstrüal Hijyen Günü bizim için önemli bir gün. Sesimizi duyurmak için elimizden geleni yapıyoruz. Umudu kaybetmemek ve girişimlerimizi sürdürmek önemli.

*Bu röportajda ağırlıklı olarak kadınların regl yoksulluğu deneyimlerine odaklanılmış olsa da, trans bireyler ve non-binary bireylerin de regl deneyimleri çalışmalar kapsamında ele alınmaktadır.

vogue konuşmamız gerek

Konuşmamız Gerek

Vogue Temmuz 1925

*Defne Sarıçetin’in 28 Mayıs 2020 tarihli, Vogue Türkiye’de yayımlanan haberidir.

28 Mayıs Dünya Adet Hijyeni Günü. Dünyada pek çok kadın menstrüel hijyen ürünlerine erişim gücüne sahip değil. Regl yoksulluğu yalnızca Afrika ve Hindistan’daki köylere mahsus bir sorun sanılabiliyor. Ancak Avrupa, Amerika ve Türkiye’de de yoksulluk yaşayan çok fazla insan var. Bu global bir problem ve regl konusunun tabu olup konuşulmaması da pek çok kadın ve kız çocuğu için hayatı daha zor hale getiriyor.

Geçtiğimiz yıllarda, bu konu giderek daha çok platform bulmaya başladı. 2019’da Kısa Belgesel dalındaki Oscar’ı Period. End of Sentence adlı, Hindistan’da hijyenik pedler üreten bir grup kadının portrelendiği bir film kazandı. Filmin yapımcısı, Columbia Üniversitesi profesörü Marni Sommer uzun yıllardır, yoksulluk çeken pek çok kadının menstrüel ürünlere ve hijyene erişimi olmadığına ve bunun ciddi bir problem yarattığına dikkat çekmeye çalışıyordu. Kanada, Almanya, İskoçya gibi pek çok ülkede genç aktivistlerin kampanyaları sonucu yasalar değişti ve artık hijyenik ped gibi ürünler lüks bir bronzlaştırıcı sprey gibi vergilendirilemiyor.

Türkiye’de de insan hakları avukatı İlayda Eskitaşcıoğlu, Konuşmamız Gerek adında bir sosyal girişim projesi başlattı. Amacı erişimi olmayanlara bu hijyenik malzemeleri sağlamak ve genç kızlara regl olmaktan utanmamaları gerektiğini öğretmek. Bir yandan Koç Üniversitesi’nde doktorasını yaparken, bir yandan akademisyen ortağı Bahar Aldanmaz ile gecekondu mahallelerinden köy okullarına ülkenin dört bir yanına saha projeleri düzenliyor. İlayda ile regl yoksulluğuna karşı açtığı savaş ve regl tabusunu kırmanın kadınlar ve toplum için önemini konuştuk.

Konuşmamız Gerek’i başlatmaya ne zaman ve nasıl karar verdin?

Türkiye’de kadın hakları problemleri denildiğinde, regl yoksulluğu kimi zaman ciddiye alınmıyor ancak aslında bu da değinilmesi gereken bir mesele. Kafamda bir ampul yanması birkaç olayın üst üste gelmesi sonucu oldu. 2011 yılında Van depremi sonrası, ailem ile kendimizce yardım kolileri hazırlıyorduk. Akla gelebilecek her temel ihtiyaç varken, benim ailemde kadınlar çoğunlukta olmasına rağmen hiç kimsenin aklına hijyenik ped koymak gelmemiş. Bu durum bir garibimize gitmişti. Ardından birkaç yıl sonra Twitter’da Türk Dil Kurumu’nun kirli kelimesinin sözlük anlamlarını değiştirdiğini gördüm. Birinci tanım “temiz olmayan, pis” yanında ikinci tanım “aybaşındaki kadın” olarak güncellenmiş. Bu aslında sosyal medyada ciddi tepki gördü ancak ne yazık ki TDK’nun halk arasındaki söylemi kullandığı gerekçesiyle bugüne kadar olumlu bir sonuca ulaşılamadı. Küçük bir kız çocuğunun internetten bu kelimenin anlamına baktığı zaman ne hissedeceğini düşün. Gelecekte yaşayacağını bildiği bu deneyimi, kirli ve utanılması gereken bir şey olarak zihnine kodluyor. Bunlar beni regl tabusu üzerine bir şeyler yapmak ile ilgili düşündürdü.

O yaz, hukuk fakültesinden mezun oldum ve Girls20 diye bir programa seçildim. O sene hangi ülke G20 Zirvesi’ni düzenliyorsa, burslu delegeler olarak o ülkeye gönderiliyoruz. Ben de o sene Türkiye’yi temsilen Çin’e gittim. Oradan genç kadınların kendi ülkelerinde bir şeyler yapabilecekleri yönünde çok motive olarak geri döndüm. İlk saha projemizi çok mütevazı bir şekilde Ankara, Mamak’ta bir gecekondu mahallesinde gerçekleştirdik. Gönüllüler lise öğrencileriydi. İlkokul- ortaokul çağındaki kızlar karşılarında yetişkin öğretmen figürleri yerine liseli kızlar görünce, bir abla-kardeş ilişkisi kuruldu. O sürekli kıkırdayan, utangaç kız çocuklarının ciddi ciddi sorular sormaya başladığını gördük.

Bu sosyal girişimin amacını nasıl anlatırsın? Regl tabusu ve regl yoksulluğu ile savaşmanın kızlar, kadınlar ve toplum için önemi nedir?

Temel mesajımız; regl olmak utanılacak bir şey değildir ve temel hijyen ürünlerine erişim yalnızca hijyen ile değil, aynı zamanda saygınlıkla ilgilidir. Ve her kadın bunu hak eder. Hijyenik pedi lüks bir ürün değil temel bir ihtiyaç olarak görmek gerekiyor. Bu ürünleri almaya parası yetmeyen ya da kazandığı para ile bebeğine ilaç veya gıda almayı tercih eden, buna erişim gücü olmayan kadınlar var. Ben bu kadınlar ile yüz yüze sohbetlerimizde, sterilize edilmemiş kumaş parçaları, gazete kağıdı ve hatta bazen iri yapraklar kullandıklarını bizzat duydum. Mevsimsel tarım işçisi kadınlar, “hasat mevsimi için bir paket ped getirebildim, ailede beş kız var ilk ay sonunda bitti” diyorlar. Sterilize olmayan ürünler kullanıldığında çok ciddi enfeksiyonlar ve sağlık problemleri geçirebiliyorlar.

Hijyenik ped gibi ürünlere ulaşmak bir kadının haysiyeti ile de ilgili. Bu doğal bir ihtiyaç ve temel insan hakları ile ilgili bir mesele. Kadınlar kendini o durumda hayal edebilir, düşünün ki bir yandan çalışırken kanamanız var ve o kanamayı durdurabileceğiniz bir malzeme satın alamıyorsunuz. 2020 yılında hiçbir kadın gazete kağıdı kullanmak durumunda kalmamalı. Bir yara bandı, hatta bence bir ekmek, su kadar bir temel ihtiyaç olan bu malzemeye erişimin olmaması günümüzde kabul edilebilir değil. Her kadının buna erişme hakkı var, bizim de bununla savaşmamız lazım.

Bugüne kadar nasıl projeler gerçekleştirdiniz ve kimlere ulaştınız?

Ulaşmak istediğimiz, bu ürünlere erişimde sıkıntı yaşayan hassas grupları belirledik: Mevsimlik tarım işçisi kadınlar, mülteci kadınlar ve köy okullarına giden kız çocukları. Yalnızca köylerde değil İstanbul’da da bu ürünlere erişemeyen kadınlar çok, mesela Zeytinburnu’nda saha çalışması yaptık. Projeye farkındalık artınca ped firmaları sponsorumuz oldular, Orkid ile bir iş birliği yaparak Sivas’ta 3600 kız çocuğuna gidip eğitim verme fırsatımız oldu. Bazen bu eğitimlerimizi zenginleştirdik. Sadece regl olmak değil biraz ergenlik ve kişisel hijyenden de bahsettik. Hatta Bahar ve ben gittiğimiz zaman, hemen regl olmanın yanında “biz de avukat olabilir miyiz” gibi sorular aldığımızı fark ettik. İyi eğitimli bir kadın olmanın ne kadar değerli olduğu üzerine ufak tefek sohbetler de yapmaya başladık. Toplamda 6000’den fazla kadının hayatına dokunduk.

Uluslararası platformlarda konuşup, bu konuya elimizden geldiğince dikkat çekmeye çalışıyoruz. Türkiye’de de birçok kadın, başka kadınların hijyenik pede erişim gücü olmadığını belki bilmiyor olabilir. Dolayısıyla biz saha projeleri ile bu ürünleri temin ederken, aynı zamanda bakın böyle bir sorun var, bu ürünler çoğu insan için satın alınabilir değil mesajını da vermeye çalışıyoruz.

Bu saha çalışmaları sırasında karsılaştığın bir engel, seni şaşırtan bir deneyim oldu mu?

Tabii ki her köy okulunda konferans salonu yok. Bu nedenle bazen insanları toplayabileceğimiz büyüklükte, bir çınarın altı gibi açık alanda konuşmamız gerekebiliyor. Dolayısıyla hijyenik malzemeleri de orada dağıtıyorduk. Bir keresinde, çevredeki bazı yaşlı adamların onaylamayan bakışları ve utanmıyor musunuz gibi tepkileri ile karsılaştık. Bunun üzerine hijyenik pedleri siyah naylon poşetlere koyup, el altından kadınlara dağıtmak durumunda kaldık. Birincisi hiç doğa dostu bir çözüm değil, ikincisi bu ürünleri gizli saklı dağıtmak bizim mesajımıza da belki aykırı oldu. Ama bazı yerlerde yaratıcı çözümler üretmek gerekiyor. Şimdi biz orada köylüler ile çatışıp “hayır efendim, biz bunu açıkta yapacağız” diye diretsek onların inancını kaybedebilirdik, saygısızlık etmiş olabilirdik.

Peki ya seni en çok etkileyen, duygulandıran deneyimlerini paylaşabilir misin?

Kız çocukları ile olan sohbetler her zaman çok güzel. Eğer henüz regl olmamışlarsa klasik “neden erkekler de olmuyor, haksızlık değil mi” diye soran küçük kızlar çok oluyor. Bazen yaz tatili ise annelerle kızları bir arada aldığımız projeler oluyor. O utanan ergen kızlar ve onlarla iletişim kurmaya çalışan anneler arası tatlı çekişmeyi görüyoruz. O annelere vermek istediğimiz mesaj, kızlarınızı, yeğenlerinizi bu deneyime daha önceden hazırlayın. Çünkü bir kızın kanamaya başladıktan sonra bunu fark etmesi çok travmatik bir deneyim olabiliyor. Bize birkaç küçük kız “ben öleceğimi zannettim, anneme gidince olur öyle deyip beni gönderdi” dedi mesela. Bu çok kötü bir deneyim, kim bilir ne kadar korkmuşlardır. Ebeveynlere önceden açıkça bilgi verin, yanlış hissettiren bir durum olduğunda gelip size ya da doktora danışabilsin bilincini de vermeye çalışıyoruz.

En çok duyduğun doğru bilinen yanlışlar nelerdir?

Birçok konuda çok kafa karışıklığı var. Mesela, “regl olmak günah mı” gibi dini konularda kafası çok karışık olan kızlar var. Biz de bunu din bilgisi öğretmeninize sorabilirsiniz ama hayır, bu asla günah değil, bu kadınların yaşadıkları çok normal bir deneyim diye anlatmaya çalışıyoruz. Bazıları mesela hijyenik pedin günde bir defa kullanılacağını düşünüyorlar. Günde 4-5 tane kullanmak çok değil mi, israf olmaz mı gibi sorular alıyoruz. Günde bir tane kullanmayın, bunu düzenli değiştirmeniz lazım diye onlara açıklamaya yapmaya çalışıyoruz. 

İnsanlar bu konuda neler yapabilirler önerilerin var mi?

Bu problemin farkına varmak bile çok önemli. Yani bizim rahatlıkla erişebildiğimiz ürünlere başkalarının erişemeyebileceğini akılda bulundurmak. Bu ekstrem yoksulluk ile ilgili bir mesele. Dünyadan silinmesi gereken problemlerden biri.

İlgilenen bize sosyal medyadan destek olabilir, saha projelerimiz için para ya da ped bağışı yapabilir, bize ulaşıp gönüllü olabilir. Türkiye’de güçlü rol modeli kadınların #KonusmamizGerek’i desteklediğini görmeyi çok isterdim. Her türlü katkıya kapımız açık, bu bir retweet de olabilir. Ama regl yoksulluğuna karşı Türkiye’de savaşan insanlar olduğunu bilmeleri çok önemli bizim için.