döngüü

Pandemide Menstrüasyona Dair Bilmemiz Gereken 9 Şey

Covid-19 adet sağlığı ve hijyeni üzerinde küresel bir etkiye sahip.

UNICEF & UNFPA’in websitelerinde ortaklaşa yayınladığı makaleyi, gönüllümüz Gizem Tunaboylu ve Aybüke Özlü çevirdi.

Sokağa çıkma kısıtlamaları, kapatılan sınırlar, kepenk indiren işyerleri- koronovirüs salgınının birçok insan için geniş kapsamlı öngörülemeyen sonuçları var. Bu sonuçlardan adet görenler de etkileniyor.

İşte UNICEF ve UNFPA’dan pandemide menstrüasyon ile ilgili 9 gerçek:

  1. Adet görmek (menstrüasyon) Covid-19 belirtisi değildir.

Adet görmek sağlıklı ve normaldir. Bir hastalık belirtisi değildir.

Ancak menstrüasyon ve Covid-19 ile ilgili dünya çapında dolaşan birçok söylenti var; menstrüasyonun Covid-19’un bir belirtisi olduğu veya menstrüasyon dönemindeki insanların başkalarını enfekte etme olasılığının daha yüksek olduğu gibi.

Bu tür söylentilerin tıbbi bir dayanğı yoktur, ancak regl olma kavramıyla ilgili tabu kültürünü arttırabilir.

  1. Regl (menstrüel) ürünleri temel ihtiyaçlardır.

Ekonomik sorunlar kadınlar ve kız çocuklarının temel hijyen ürünlerine erişimlerini kaybetmelerine neden olabilir. Bu ürünler arasında hijyenik pedler, tamponlar, adet kapları, yeniden kullanılabilir bezler, ağrı kesici ilaçlar ve sabun bulunur.

Karar alıcılar bu ürünleri temel ihtiyaç ilan etmeli ve erişilebilirliklerini güvenceye almalıdır. Menstrüasyon ile ilgili ürünler temel ihtiyaç olarak kabul edildiğinde, bu açık bir mesaj vermektedir: Temel hijyen ürünleri adet gören herkesin sağlığı, refahı, ve öz saygınlığı için bir önceliktir.

  1. Sağlık tesislerindeki bireyler menstrüel hijyen ürünlerine kolayca erişemiyor.

Hastane ve karantinadaki hastalar için menstrüel hijyen ürünlerini temin etmek zordur. Hastane ve sağlık kurumu yöneticileri gerekli malzemeleri temin ederek bu erişim kaybını gidermelidir. Ayrıca personelin bu ihtiyaçları hassas bir şekilde karşılaması için eğitilmesi gereklidir.

  1. Sağlık çalışanları da herkes gibi menstrüel ürünlere ihtiyaç duyar.

Sağlık çalışanlarının yaklaşık %70’ini kadınlar oluşturuyor. Salgınla mücadele etmek için yoğun baskı altında uzun saatler çalışıyorlar. Sadece menstrual hijyen ürünlerine erişime değil aynı zamanda menstrüel sağlıkları için yeterli zamana ve imkana da ihtiyaçları var.

Bu özellikle ön saflarda çalışan ve kişisel koruyucu ekipman kullanan sağlık çalışanları için geçerlidir. Kişisel koruyucu ekipmanın giyilmesi ve çıkarılması mentsrual hijyen malzemelerinin hızlı bir şekilde değiştirilmesine engel olur. Koruyucu giysiler içinde kanamalarının sürmesine, kadınların menstrüasyonu oral konraseptif haplar kullanarak baskılamalarına veya iş günlerini kaçırmalarına neden olur.

  1. Yoksulluk menstrual hijyen malzemelerine ve sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştırıyor.

Fakirlik içinde yaşayan insanlar menstrüel hijyen ürünlerine ve ilgili sağlık hizmetlerine erişmekte zaten engellerle karşılaşıyordu. Toplu taşıma ve mağazaların kapatılması, düşen gelir, artan fiyatlar, artan ekonomik belirsizle birlikte artık daha da büyük zorluklarla karşılaşıyorlar. Kadınların kişisel hijyen ürünleri yerine yiyecek ve suya öncelik vermeye mecbur kaldıklarına dair raporlar bile mevcut.

Pandemi sırasında aşırı yoksulluk ve kriz ortamında yaşayan insanların savunmasızlığı artarken; cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine ve bu konuda bilgiye erişim azalmaktadır.

  1. Covid-19 adet gören savunmasız kişilerin haklarını ve sağlığını tehdit ediyor.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, aşırı yoksulluk, insani krizler ve zararlı gelenekler; menstrüasyon dönemini yoksulluk, utanç ve stigma dönemine çevirebilir. Bu hassasiyetler pandemi döneminde daha da artmaktadır çünkü cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerine ve bu konudaki bilgiye erişim pandemi döneminde azalmaktadır.

Kötüleşen koşullar engelli bireyler, mahpuslar, mülteci ve göçmen kadınlar ve sığınmaevi sakinleri için aynı derecede endişe vericidir; bu kişiler karantinada kıtlıklar yaşayabilir ve karantina dönemlerinde mahremiyetleri azalabilir.

  1. Covid-19’u önlemek ve menstrüel hijyeni sağlamak yakından ilişkilidir.

Kamplarda, gayriresmi yerleşim alanlarında ve ekonomik bakımdan dezavantajlı çevrelerde yaşayan insanlara su, hijyen ve sağlık hizmetlerinin sağlanması pandemiyle daha iyi mücadele edilmesine katkıda bulunur. Bu hizmetler artık çok daha önem teşkil ederken, bir yandan da her zamankinden çok tehdit altındadır.

Bu kırılgan gruplar sabun ve temizlik ürünleri kıtlığı ve bakım personelinin azlığı sorunları ile karşı karşıyadır. Bütün bunlar hem Covid-19 ile mücadeleyi hem de adet gören kişilerin sağlığını ve haklarını olumsuz yönde etkileyecektir.

  1. Pandemiyle birlikte regl sağlığı ve hijyeni hakkında bilgi edinmek zorlaştı.

Eğitim ve sağlık hizmetleri kesintiye uğradıkça menstrüel sağlık ve hijyen ile ilgili bilgi akışı da kesintiye uğruyor. İnsanları menstrüasyon hakkında eğitmek içim yeni ve yaratıcı yollar bulmalıyız – hem farkındalığı artırmak hem de utanç kültürünü bitirmek için menstrüasyon hakkındaki yanlış bilgileri ortandan kaldırmalı ve açık, anlaşılır, doğru bilgileri yaymalıyız.

  1. Menstrüasyon hakkındaki zararlı gelenekler insanları pandemiye karşı savunmasız bırakır.

Bazı geleneksel yaklaşımlar, adet gören kişinin “menstrüasyon kulübelerine” veya bir akrabanın evine gönderilmesi gerektiğini iddia eder; bu adet gören kişinin sosyal mesafeyi korumasına engel olabilir. Diğer zararlı gelenekler, insanların menstrüasyon sırasında cinsel organını yıkamasını veya cinsel organına dokunmasını yasaklar. Bazıları adet gören kişilerin su kaynaklarını veya tuvaletleri kirletebileceğini söyler.

Normal koşullarda bile menstrüasyonla alakalı tabular ve gelenekler dışlanmaya ve savunmasızlığa yol açıyor. Pandemide bu gelenekler insanların kendilerini Covid-19’a karşı koruma kapasitelerini etkileyebilir ve durumu daha da kötüleştirebilir.

 

Add a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *